<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yeni Film &#187; portre</title>
	<atom:link href="https://yenifilm.net/tag/portre/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://yenifilm.net</link>
	<description>aslolan hayattır</description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Mar 2026 20:08:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr-TR</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=4.1.28</generator>
	<item>
		<title>Portre: Atıf Kaptan</title>
		<link>https://yenifilm.net/2002/12/portre-atif-kaptan/</link>
		<comments>https://yenifilm.net/2002/12/portre-atif-kaptan/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Dec 2002 14:27:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[yeni Film]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[nalan söylemez]]></category>
		<category><![CDATA[portre]]></category>
		<category><![CDATA[yeni insan yeni sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yenifilm.net/?p=679</guid>
		<description><![CDATA[Nalan Söylemez / Türk Sineması’nın en önemli karakter oyuncuları arasında yer alan Atıf Kaptan, 1908’de İzmit’te dünyaya geliyor. Babası İzmit’in eski ailelerinden Terzizade Emin Bey, annesi ise Kafkas’tan gelme bir ailenin kızı olan Naciye Hanım’dır. Hayatının büyük bir bölümü, özellikle çocukluk ve ilk gençlik yılları, İstanbul’da Beşiktaş Sarayı’nda geçer. Büyük Teyzesi Ünsiyar Hanım, Sultan Mehmet Reşat’ın oğlu Şehzade Ziyaettin Efendi’nin ikinci hanımıdır. Atıf Kaptan’ın çocukluk yılları sarayın eğlenceli ve de gösterişli hayatı içinde teyzesinin çocukları ile dopdolu geçer. Her yaz Yıldız Sarayı’na göç edilir, kış geldiğinde ise tekrar Beşiktaş Sarayı’na dönülür. 1915’de öğrenim çağına gelen Kaptan, Teşvikiye’deki İttihat ve Terakki okuluna başlar. Daha sonra da yatılı olarak Nişantaşı Sultanisi’nde öğrenimini devam ettirir. Birinci Dünya savaşı tüm şiddeti ile devam etmektedir, bu ara Sultan Reşat vefat eder. Teyzesi Ünsiyar Hanım da Ziyaettin Efendi’nin Haydarpaşa’daki köşküne taşınır. Hal böyle iken Atıf Kaptan okuldan alınarak İzmit’e babasının yanına gönderilir. Ancak İzmit’te düşman işgaline uğramıştır. Bu nedenle okul kapatılır. Buna rağmen Kaptan ve pek çok arkadaşı evini okul haline getiren Recep Hoca isimli bir kişi yardımı ile eğitimlerini sürdürürler. Tam bu yıllarda anneleri hasta olur ve onu kaybederler. Savaş hala devam etmektedir. Beş oğlu ile yalnız kalan baba bir süre sonra ikinci evliliğini yapar. [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<h4><span style="color: #993300;"><em>Nalan Söylemez /</em> </span></h4>
<p>Türk Sineması’nın en önemli karakter oyuncuları arasında yer alan Atıf Kaptan, 1908’de İzmit’te dünyaya geliyor. Babası İzmit’in eski ailelerinden Terzizade Emin Bey, annesi ise Kafkas’tan gelme bir ailenin kızı olan Naciye Hanım’dır. Hayatının büyük bir bölümü, özellikle çocukluk ve ilk gençlik yılları, İstanbul’da Beşiktaş Sarayı’nda geçer. Büyük Teyzesi Ünsiyar Hanım, Sultan Mehmet Reşat’ın oğlu Şehzade Ziyaettin Efendi’nin ikinci hanımıdır. Atıf Kaptan’ın çocukluk yılları sarayın eğlenceli ve de gösterişli hayatı içinde teyzesinin çocukları ile dopdolu geçer. Her yaz Yıldız Sarayı’na göç edilir, kış geldiğinde ise tekrar Beşiktaş Sarayı’na dönülür.</p>
<p>1915’de öğrenim çağına gelen Kaptan, Teşvikiye’deki İttihat ve Terakki okuluna başlar. Daha sonra da yatılı olarak Nişantaşı Sultanisi’nde öğrenimini devam ettirir. Birinci Dünya savaşı tüm şiddeti ile devam etmektedir, bu ara Sultan Reşat vefat eder. Teyzesi Ünsiyar Hanım da Ziyaettin Efendi’nin Haydarpaşa’daki köşküne taşınır. Hal böyle iken Atıf Kaptan okuldan alınarak İzmit’e babasının yanına gönderilir. Ancak İzmit’te düşman işgaline uğramıştır. Bu nedenle okul kapatılır. Buna rağmen Kaptan ve pek çok arkadaşı evini okul haline getiren Recep Hoca isimli bir kişi yardımı ile eğitimlerini sürdürürler. Tam bu yıllarda anneleri hasta olur ve onu kaybederler. Savaş hala devam etmektedir. Beş oğlu ile yalnız kalan baba bir süre sonra ikinci evliliğini yapar. Ezine Belediye Başkanı Talip Beyin kızı Nebile Hanım’la evlenir.</p>
<p>Artık savaş bitmiş, Cumhuriyet ilan edilmiş ve Kaptan tekrar İstanbul’dadır. 1926’da İstanbul Umum Sigorta Şirketi’ne memur olarak girer. Ancak memur hayatı Kaptan’ı pek sarmamıştır. Aklında hep tiyatro vardır. Aynı yıl Muhsin Ertuğrul Avrupa’dan dönmüştür ve yeniden Dar-ül Bedayi’yi kurmaya çalışmaktadır. Bu arada da genç sanatçılar aranmaktadır. Kaptan burada ilk olarak Hamlet piyesinde Talat Artemel, Zihni Rona, Avni Dilligil, Lütfi Ay gibi dönemin genç, bugünün ise tiyatronun temel taşları olarak bilinen oyuncuları ile sahneye çıkar. Piyeste ancak üç kelimeden oluşan konuşması ile bir papazı canlandırır. Ardından Taş Parçası, Hisse-i Şayia, Ceza Kanunu, Müfettiş, Aynaroz Kadısı, Bir Kavuk Devrildi, Hülleci ve Paydos isimli piyeslerde çeşitli roller alır.</p>
<p>Bu yoğun ve tempolu çalışma döneminin ardından Dar-ül Bedayi’den ayrılan Kaptan, 23 Mart 1931’de Dar-ül Bedayi Sanatkarları isimli küçük bir tiyatro topluluğuna katılarak İzmir’e gider.</p>
<p>Sinemaya girişi ise 1930 yılında Kaçakçılar filmi ile oluyor. Çekim sırasında meydana gelen kaza nedeniyle ancak bir sene sonra tamamlanabilen bu filmde Kaptan ikinci dereceden bir rol almaktadır.</p>
<p>1932’de Muhsin Ertuğrul’un yönetiminde, Nizamettin Nazif’in Bir Millet Uyanıyor isimli eseri filme alınır. Filmde öncelikle Atıf Bey’e Yahya Kaptan’ın yardımcısı Galip isimli küçük bir rol verilir ve film çekilmeye başlanır. Ancak filmin başrolü Yahya Kaptan tipi için uygun bir oyuncu halen bulunamamıştır. Rol Raşit Rıza’ya teklif edilir. Fakat istediği ücret çok yüksek bulunur ve anlaşamazlar. Sonradan role talip olan oyuncuların tipleri ise Yahya Kaptan rolü için uygun değildir. Bunun üzerine Muhsin Ertuğrul karizmatik yapısı ile dikkatini çeken Atıf Bey’e bu rolü teklif eder. Böylece oyuncu Yahya Kaptan rolü ile son anda filmde yer alır. Doğrudan sesli olarak çekilen filmde oyuncu öylesine büyük bir başarı elde eder ki “Kaptan” soyadını da bu filmden sonra alır.</p>
<p>Alışık olunan tiyatroda beğeni kazanan oyunların sinemaya aktarılması iken, sinemada halkın beğenisini kazanan bu hikaye tiyatroda da sahneleniyor. 1932’de Atıf Kaptan Vedat Örfi Bengü ile birlikte kurduğu Film Yıldızları adlı topluluk ile Ege Bölgesi’ne turneye çıkar ve gittikleri yerlerde Bir Millet Uyanıyor’u sahnelerler. Daha sonra Atıf Kaptan ülke genelinde V.Ö. Bengü ise sadece Ege Bölgesi’nde oyunu sahnelemek isteyince topluluk ikiye ayrılır.</p>
<p>Atıf Kaptan 12 kişiden oluşan topluluğu ile temsillerini vermeye devam eder. İzmir’de başlayan turne Gaziantep’e kadar uzanır. Bu ara askere çağrılan Kaptan, bir süre için sahnelerden uzak kalır. Askerliğin bitişi ile İstanbul’a döner ve ilk Türk kadın operet oyuncularından Fatma Leman Hanım’la evlenir. Yeniden bir topluluk oluşturan sanatçı çeşitli yerlerde oyunlarını sahnelemeye başlar ve uzun yıllar Anadolu’nun hemen her yerinde kendi yönettiği oyunlarda sahne bulur.</p>
<p>İstanbul’a döndüğünde Ankara Casusu Çiçero (1951) ve Ankara Ekspresi (1951) isimli filmlerle sinemaya yeni bir dönüş yapar. Ardından pek çok filmde değişik karakterlerde rol bulur. Aşk Mahkumu’nda (1973) baba, Gönülden Gönüle’de (1961) para için kızının geleceğini hiçe sayan zalim bir paşa, Bitirimler Sosyetede’de (1973) fabrikatör baba, Karateciler İstanbul’da (1974) ve Afacan Küçük Serseri’de (1971) emniyet müdürü, Ankara Ekspresi’nde (1951) Nazi Albayı, Mıstık’da (1971) hekimbaşı, Almanyalı Yarim’de (1974) zengin bir iş adamı aynı zamanda eski bir Nazi subayı, Çanakkale Arslanları’nda (1964) İngiliz Generali, Vatan ve Namık Kemal’de (1969) kale komutanı, Aşk Sepeti’nde (1972) baba, Asi Gençler’de (1972) avukat, Sarı Zeybek (1953) ve Sesiz Harp’de (1961) paşa, Battal Gazi Geliyor’da (1954) zalim bir kral, Safiye Sultan’da (1954) deli Cafer, Vahşi Bir Kız Sevdim’de (1954) zalim komitacı, Büyük Günah’da (1955) orman mühendisi, Diyet’de (1974) fabrika sahibi, Kara Talih’de (1957) ağa, Pembe İncili Kaftan’da ise sadrazam rollerini canlandırır.</p>
<p>Çoklukla sinemada Dar-ül Bedayi oyuncularının kullanıldığı ve tiyatrovari oyun tarzının etkili olduğu dönemlerde Atıf Kaptan abartısız-yalın rol aktarımı ile, sinema ve tiyatro oyunculuğunun ayırdına varabilmiş az sayıda oyuncudan birisidir.</p>
<p>Tür ayrımına girmeksizin 250’ye yakın filmde irili ufaklı pek çok roller alan Atıf Kaptan çoğu zaman ‘gücü’ ve ‘kötülüğü’ temsil eden tiplerde; para ve iktidar düşkünü fabrikatör, zalim baba, ağa, casus ve yabancı albay rolleri ile tanınmıştır. Saray görgü ve terbiyesi ile yetişen Kaptan’ın karizmatik kişiliği, fiziki görüntüsü ve oyunculuktaki performansı bir araya geldiğinde küçük büyük oynadığı tüm rollerde başarı elde edebilmiş ve dikkatleri üzerine çekebilmiştir.</p>
<p>Sinemada yer aldığı belli başlı filmlerden söz etmek gerekirse bunlardan en ilginç olanları 1950’li yılların ilk dönemlerinde çekilen, fantastik ve bilim kurgu türünün Türkiye’deki ilk örnekleri olan Drakula İstanbul’da (Mehmet Muhtar, 1953) ve Görünmeyen Adam İstanbul’da (Ö. Lütfi Akad, 1955) filmleridir. Drakula’nın uzun dişlerini dünya sinemasında ilk kez gösteren bu filmde Kont Drakula’yı canlandıran Atıf Kaptan bu filmde belki de en iyi rollerinden birini oynama fırsatını buluyor. Bilim-kurgu sinemasının Türkiye’deki ilk örneği olan Görünmeyen Adam İstanbul’da ise, H.G. Wells’in yine aynı isimli romanından sinemaya aktarılmış. Maalesef tüm örnekleri kaybolan bu filmi seyretme fırsatımız olmadığından Atıf Kaptan’ın buradaki performansından söz edemiyoruz. Ancak Kaptan’ın türünde dünya klasikleri arasına giren bu filmde yer almasını ilginç bir çalışma olarak değerlendirebiliriz.</p>
<p>Kore savaşını anlatan Şimal Yıldızı’nda (Atıf Yılmaz, 1954) Kaptan, kendisini komünist Koreliler’e silah satan bir tüccar olarak tanıtan ancak ABD gizli servisi adına çalışan bir subayı canlandırmaktadır. Otobüs Yolcuları’nda (Ertem Göreç, 1961), malzemeden çalarak inşaat yapan, halkı dolandıran bir müteahhidi, Duvarların Ötesi’nde (Orhan Elmas, 1964) çete reisini, Ankara Ekspresi’nde (Aydın Arakon, 1951) Nazi albayı von Klinger’i, Kızıl Tuğ’da (Aydın Arakon, 1952) ise, Hasan Sabah tiplerini oynamaktadır.</p>
<p>1935’te Yıldız Dergisi, 1954’te ise Türk Film Dostları Derneği tarafından En İyi Aktör armağanlarını kazanan Atıf Kaptan, 22 Nisan 1977’de film çevirmek için gittiği Ürdün’de hayata veda ediyor. t</p>
<p>Atıf Kaptan’ın tiyatro ve film dizini için www.yenisinema.org adresimize bakabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>KAYNAKÇA:</em></p>
<p><em>1- Atıf Kaptan, Kırksekiz Yıldan Çizgiler,</em></p>
<p><em>2- Ağah Özgüc, Türk Filmleri Sözlüğü,</em></p>
<p><em>3- Giovanni Sconamillo, Türk Sinema Tarihi,</em></p>
<p><em>4- Ses Dergisi, 8 Eylül 1962, 3 Eylül 1966,</em></p>
<p><em>5- Milliyet Sanat Dergisi, 29 Nisan 1977,</em></p>
<p><em>6- M. Nihat Özön, Baha Dürder, Türk Tiyatro Ansiklopedisi,</em></p>
<p><em>7- Nijat Özön, Ansiklopedik Sinema Sözlüğü.</em></p>
<p><em>(Yeni İnsan Yeni Sinema dergisinin 11. sayısında yayınlanmıştır.)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://yenifilm.net/2002/12/portre-atif-kaptan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Portre: Adile Naşit</title>
		<link>https://yenifilm.net/2002/12/portre-adile-nasit/</link>
		<comments>https://yenifilm.net/2002/12/portre-adile-nasit/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2002 14:01:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[yeni Film]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[nalan söylemez]]></category>
		<category><![CDATA[portre]]></category>
		<category><![CDATA[yeni insan yeni sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yenifilm.net/?p=643</guid>
		<description><![CDATA[Nalan Söylemez / Bir başlangıç&#8230; Çoğumuz onu, filmlerdeki şen kahkahalarından tanırız. İyi kalpli, sempatik ve neşeli karakterlerle adeta bütünleşmiştir. Seyirci onu her ne kadar sinema oyuncusu olarak bilse de aslında ömrünün çoğu tiyatro sahnelerinde geçmiştir. Tiyatrocu bir aileden gelen oyuncunun sahnelerle tanışması çocukluk yıllarına kadar dayanmaktadır. Babası Naşit Özcan, döneminin ünlü tuluat ustalarından olup, “Komik-i Şehir” lakabıyla da bilinmekte ve kendi tiyatrosunda oyunlar sergilemektedir. Yaşama tiyatro salonlarında merhaba diyen Adile Naşit, 16 Haziran 1930’da o zamanlar İstanbul’un sanat merkezi olan Şehzadebaşı’ndaki Turan Tiyatrosu’nun üst katında bir apartman dairesinde dünyaya geliyor. Çocukluğu aşağı yukarı altı yaşına kadar bu dairede ve bu tiyatro da geçiyor. Oturdukları daire sahneyi gördüğü için Adile kardeşi Selim ile beraber yukardan aşağıdaki oyunları takip ediyor ve tiyatronun nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışıyor. Okul çağına geldiklerinde çocukların her gece oyun seyretmesini uygun görmeyen anne baba tiyatronun dışında bir eve taşınmaya karar veriyorlar. Böylece Vezneciler’deki Derviş Bey’in evine taşınıyorlar. Taşınmasına taşınıyorlar ama çocuk yaşta sahne-lerle tanışan Adile’nin içine oyunculuk kurdu girmiştir bile. Hayriye Lisesi, Yıldız Birinci Yatılı Okulu ve Şehzadebaşı’ndaki İstiklal Lisesi’ne devam eden Adile, 1943’te babasının ölümü ile öğrenimini yarıda bırakıyor. Bu olayın ardından Beyoğlu Tarlabaşı’na taşınan aile bir hayli sıkıntılı günler geçiriyor, yavaş yavaş herşeylerini satmak [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<h4><em><span style="color: #993300;">Nalan Söylemez /</span> </em></h4>
<h3>Bir başlangıç&#8230;</h3>
<p>Çoğumuz onu, filmlerdeki şen kahkahalarından tanırız. İyi kalpli, sempatik ve neşeli karakterlerle adeta bütünleşmiştir. Seyirci onu her ne kadar sinema oyuncusu olarak bilse de aslında ömrünün çoğu tiyatro sahnelerinde geçmiştir. Tiyatrocu bir aileden gelen oyuncunun sahnelerle tanışması çocukluk yıllarına kadar dayanmaktadır. Babası Naşit Özcan, döneminin ünlü tuluat ustalarından olup, “Komik-i Şehir” lakabıyla da bilinmekte ve kendi tiyatrosunda oyunlar sergilemektedir.</p>
<p>Yaşama tiyatro salonlarında merhaba diyen Adile Naşit, 16 Haziran 1930’da o zamanlar İstanbul’un sanat merkezi olan Şehzadebaşı’ndaki Turan Tiyatrosu’nun üst katında bir apartman dairesinde dünyaya geliyor. Çocukluğu aşağı yukarı altı yaşına kadar bu dairede ve bu tiyatro da geçiyor. Oturdukları daire sahneyi gördüğü için Adile kardeşi Selim ile beraber yukardan aşağıdaki oyunları takip ediyor ve tiyatronun nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışıyor. Okul çağına geldiklerinde çocukların her gece oyun seyretmesini uygun görmeyen anne baba tiyatronun dışında bir eve taşınmaya karar veriyorlar. Böylece Vezneciler’deki Derviş Bey’in evine taşınıyorlar. Taşınmasına taşınıyorlar ama çocuk yaşta sahne-lerle tanışan Adile’nin içine oyunculuk kurdu girmiştir bile.</p>
<p>Hayriye Lisesi, Yıldız Birinci Yatılı Okulu ve Şehzadebaşı’ndaki İstiklal Lisesi’ne devam eden Adile, 1943’te babasının ölümü ile öğrenimini yarıda bırakıyor. Bu olayın ardından Beyoğlu Tarlabaşı’na taşınan aile bir hayli sıkıntılı günler geçiriyor, yavaş yavaş herşeylerini satmak zorunda kalıyorlar. Zor durumda kalan anne Amelya Hanım tekrar eski mesleği olan tiyatroculuğa dönüyor.</p>
<h3>Ve Tiyatro&#8230;</h3>
<p>Bütün bu gelişmeler Adile Naşit’in yaşamında da önemli değişikliklere neden oluyor. Önce okulu bırakıyor ve sonra yıllardır dışardan seyrettiği ve bir oyunun içinde olmanın hayalini kurduğu tiyatro sahnesinde buluyor kendini.</p>
<p>Nejdet Mahfi Ayral’ın aracılığı ve Muhsin Ertuğrul’un da rızası ile 1944’te İstanbul Şehir Tiyatrosu Çocuk Bölümü’ne giriyor. Burada ilk oyunu Her Şeyden Biraz (S. Göze). Oyunda figürasyon yapan Adile Naşit, günün birinde oyunculardan biri hastalanınca onun yerine “anne” rolünde (ilk rolü) sahneye çıkıyor. 14 yaşında bir çocuk için önemli bir rol alan küçük Adile’ye yaşlı bir görünüm verebilmek için mak-yajlar yapılıyor.</p>
<p>Yaz tatilinde Şehir tiyatrosu kapanınca Halide Pişkin ile çalışmaya başlıyor. Şehiriçi turneler düzenleyen Halide Pişkin değişik bahçe temsilleri veriyor. Adile Naşit de onun yanında bir süre çalışıyor ve bu sayede acemiliğini de üstünden atma fırsatını buluyor.</p>
<p>Şehir Tiyatrosu’nda 1945’te Nar Tanesi Nur Tanesi isimli oyunla başrol oynuyor. Sezonun sonunda Muammer Karaca’dan teklif geliyor. Karaca Tiyatrosu’nda oynadığı ilk oyun Platin Palas (M.S. Ezgi) oluyor. Ardından: Fuar Yıldızı (S. Şendil), Cibali Karakolu (H.Keraul ve A.Berre), Masif İskemle (N. Manzari), Medar-ı İftihar, Cam Kırıkları (Sırça Kümes, T. Williams), Adnan Bey Duymasın, Muhteşem Serseri (R. Kordağ), Milli İhtikar Anonim Şirketi (Hene-Quin-Veber), Yaman Şey (Y.S. Eruluç) gibi pek çok oyunda Celal Sururi, Toto Karaca, Muzaffer Hepgüler, Zafer Önen, Tevhit Bilge, Güzin Özipek, Saide Ogan, Mehmet Ali Gezgin gibi dönemin önemli oyuncuları ile aynı sahnede rol buluyor. Muammer Karaca ile çeşitli aralıklarla 18 yıl çalışıyor.</p>
<p>1950 yılında tiyatro oyuncusu Ziya Keskiner’le evleniyor. 1948’de Aziz Basmacı ve Vahi Öz ile kurdukları tiyatroda 1951’e kadar çalışıyor. 1954’te yeniden Muammer Karaca Tiyatrosu’na dönüyor ve 1960’a kadar böyle devam ediyor.</p>
<p>15 Ağustos 1951’de oğlu Ahmet dünyaya geliyor. Ancak Ahmet 16 Haziran 1966’da geçirdiği bir kalp ameliyatı sonunda hayatını kaybediyor. Doğum günü ile oğlunun ölüm tarihi aynı güne gelen oyuncu doğum tarihini 17 Haziran olarak değiştiriyor.</p>
<p>1961 yılında ağabeyi Selim Naşit Özcan ve eşi Ziya Keskiner’le birlikte Naşit Tiyatrosu’nu kuruyorlar. Ankara’da temsil vermeye başlıyan ekip, Ahududu (Arsenik, J.O. Kesserling) isimli piyesle perdeyi açıyorlar. Ancak üç ay sonra iflas edince yeniden İstanbul’a dönüyorlar.</p>
<p>1962’de Gazanfer Özcan’la ortak oluyorlar (Orhan Elçin- Ziya Keskiner &#8211; Adile Naşit &#8211; Gazanfer Özcan). Fakat bu birliktelik de çok uzun sürmüyor. Oyuncu 1962-1963 tiyatro mevsiminde Gazanfer Özcan’ın Gönül Ülkü ile kurduğu ti-yatroda oynamaya başlıyor. Ardından Ziya Keskiner’de aralarına katılıyor. Burada oynanan oyunlar Gedikpaşa ve Azak tiyatrolarında da sahneleniyor. 1944’te adım attığı ti-yatro sahnelerinden 1975 yılında yoğunlaşan film çalışmaları nedeniyle ayrılıyor.</p>
<h3>Sinemaya geçiş&#8230;</h3>
<p>Beyaz perde de rol aldığı ilk film 1950’de Lütfi Akad’ın yönettiği Lüküs Hayat oluyor. Ancak uzunca bir süre bunun devamı gelmiyor ve 1957’de Nişan Hançer’in yönettiği Kahpe Kurşun’la ikinci kez bir filmde rol alıyor. 1970’li yıllara kadar toplam iki filmde çalışan oyuncunun Arzu Film ve ekibiyle birlikteliği ilk kez 1971’de Beyoğlu Güzeli (Ertem Eğilmez) oluyor. Ardından Canım Kardeşim (Ertem Eğilmez), Oh Olsun (Ertem Eğilmez) ve Salak Milyoner (Ertem Eğilmez) filmleri ile devam ediyor.</p>
<p>1975 onun oyunculuk kariyerindeki en yoğun ve de verimli yılı oluyor. Aynı yıl toplam 14 filmde (Ağah Özgüç’ün Türk Filmleri Sözlüğü’ne göre) çeşitli roller alan Adile Naşit, sinemadaki en önemli çıkışını yine Arzu film hesabına Ertem Eğilmez’in yönettiği Habam Sınıfı ve Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı filmlerindeki Hademe Hasibe Hanım rolü ile yapıyor. Filmde bir yatılı okulda hademelik yapan Hasibe Hanım’ın okulun en yaramaz ve gürültücü sınıfı ile yaşadığı olaylar anlatılıyor. Bütün haylazlıklarına rağmen bu sınıfın çevirdiği dolaplara alet olmayı adeta gönüllü kabul eden Hasibe Hanım aynı zamanda neşeli ve de yufka yürekli sempatik bir kişiliktir. Tamamı altı bölümden oluşan Hababam Sınıfı filmleri, uzun yıllar gerek sinemada gerekse de televizyon ekranlarında seyircinin büyük beğenisini kazanıyor. 1976’da Habam Sınıfı Uyanıyor, 1977’de Hababam Sınıfı Tatilde, 1978’de Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor ve son olarak da 1981’de Hababam Sınıfı Güle Güle çekiliyor.</p>
<p>1975 yılındaki diğer önemli çalışması ise İşte Hayat (Atıf Yılmaz). Filmde kızının (Hülya Koçyiğit) film yıldızı olmasını isteyen alt gelir grubundan olan ve sınıf atlamaya çalışan orta yaşlı bir kadını ve kızı ile yaşadığı türlü maceraları canlandıran Adile Naşit, bu roldeki başarısı ile 1976’da Antalya Film Festivali’nde en başarılı yardımcı kadın oyuncu ödülünü kazanıyor.</p>
<p>1975 yılı Adile Naşit için bir hayli uzun oluyor ve oyuncu bu yıla pek çok önemli çalışmasını sığdırıyor. Bunlardan bir diğeri Münir Özkul ile Arzu film adına çekilen aile filmlerinde kurduğu birliktelik oluyor. Münir Özkul’la ilk çalışmalarını Hababam Sınıfı filmlerinde yapan oyuncu, 1975’de Bizim Aile (Ergin Orbey) filmi ile başlayan ve Aile Şerefi (Orhan Aksoy-1976), Gülen Gözler (Ertem Eğilmez-1977) ve Neşeli Günler’le (Orhan Aksoy-1978) devam eden çalışmalarda bir ikili olarak seyircinin karşısına çıkıyorlar. Yine 1980’li yıllardaki Gırgıriye (Kartal Tibet), Gırgıriye’de Şenlik Var (Kartal Tibet) filmlerinde de bu ikili özelliklerini devam ettiriyorlar.</p>
<p>Bizim Aile’de üç çocuğu olan Adile Naşit, dört çocuklu Sadri Bey’le evlenir, Aile Şerefi’nde suculuk yapan Münir Özkul’un eşi ve yine bir annedir, başrolü Münir Özkul’la paylaştığı Gülen Gözler’de marangoz ustası Yaşar Bey’in karısı ve beş çocuk annesi bir kadın, bir başka aile filmi Neşeli Günler’de ise altı çocuklu bir turşucunun karısıdır. Zaman zaman dramatik olaylarla öyküler zenginleştirilmeye çalışılsa da, hayatın gerçeklerine pembe gözlüklerle bakan, daha çok masalsı yaklaşımlarla Capra’vari bir anlatımın hakim olduğu bu filmler o dönem seyircisinin beklentilerini de göz önünde bulundurarak çoğunluk mutlu sonla noktalanmaktadır. Adile Naşit’in daha çok iyimser ve de fedakar anne tipini canlandırdığı bu duygusal komedilerde rol arkadaşları Arzu film şirketinin as ekibini oluşturan Münir Özkul, Şener Şen, Ayşen Gruda, Tarık Akan, Halit Akçatepe gibi oyuncular oluyor.</p>
<p>Sinemadaki başarısını bu ekipte yer alan oyuncularla ve Arzu Film adına çekilen filmlerde yakalayan oyuncunun diğer önemli çalışmaları arasında Süt Kardeşler (Ertem Eğilmez-1976), Tosun Paşa (Kartal Tibet-1976), Şabanoğlu Şaban (Ertem Eğilmez-1977), Kibar Feyzo (Atıf Yılmaz-1978), Erkek Güzeli Sefil Bilo (Ertem Eğilmez-1979) ve Davaro (Kartal Tibet-1981) gibi filmler sayılabilir.</p>
<p>Süt Kardeşler’de Kumandan Bey’in (Şener Şen) kız kardeşi Melek Hanım rolündedir. Sürekli evin bahçesinde gördüğü Gulyabani’den bahsetmekte ve korkmaktadır. Sonunda Gulyabani toplantısı yapılır, olay araştırılmaya başlanır ve gerçek ortaya çıkar. Melek Hanım’ın damadının babası saf ve iyi niyetli Melek Hanım’ı delirtip onun mirasına konabilmek için böyle bir oyun düzenlemiştir.</p>
<p>Tosun Paşa’da iki düşman aile arasındaki toprak kavgası komik olaylarla ve tiplerle anlatılmaktadır. Adile Naşit bu filmde Yeşil Vadiye sahip olmak isteyen Tellioğulları ailesindendir ve hala rolündedir.</p>
<p>Şabanoğlu Şaban’da ise Nazır Bey’in kız kardeşi ve de evin hala’sıdır. Sürekli olarak sakladığı elmastan bahsetmektedir. Bir gece elmasını evdekilere gösterirken elektrikler kesilir ve elmas ortadan kaybolur. Filmin devamında elması arayan ailenin başından geçen ilginç ve de komik olaylar anlatılır.</p>
<p>Davaro’da eşkıya Memo’nun (Kemal Sunal) anası rolünde bir köylü kadını oynayan Adile Naşit, Kibar Feyzo’da da yine ana ve yine bir köylü kadınıdır.</p>
<p>Konusu ister büyük kentlerde isterse de köylerde geçsin oynadığı tüm karakterlerde halk tipi kadını büyük bir doğallık içinde canlandıran Adile Naşit, çoğunlukla duygusal komediler ve köy hayatının gerçeklerini alaya alan filmlerde rol bulmuştur. İyi kalpli, saf, neşeli, komik ve bazen de cadaloz kadın tipleri ile seyircinin haklı beğenisini kazanan Naşit, karakter rollerindeki performansı ile de starlaşan oyuncular arasındaki yerini almıştır.</p>
<p>Yedi Kocalı Hürmüz, Hisseli Harikalar Kumpanyası, Neşe-i Muhabbet, Şen Sazın Bülbülleri gibi pek çok müzikalde önemli kompozisyonlar çizen Adile Naşit, 1981 ve 82 yılları arasında TRT’de “Uykudan Önce” programında Adile Teyze olarak çocukların karşısına çıkıyor.</p>
<p>1982’de eşi Ziya Keskiner’i kaybediyor. Eşinin ölümünden bir süre sonra Cemal İnce ile evleniyor. 11 Aralık 1987’de 57 yaşında vefat ediyor.</p>
<p>ADİLE NAŞİT OYUN DİZİNİ</p>
<p>İSTANBUL ŞEHİR TİYATROSU</p>
<p>1944 &#8211; Her Şeyden Biraz (S. Göze), ilk oyunu.</p>
<p>1945 &#8211; Nar Tanesi Nur Tanesi , başrolde oynuyor.</p>
<p>MUAMMER KARACA TİYATROSU</p>
<p>Platin Palas, Eserin Yazarı: M.S. Ezgi, Karaca Tiyartosu’ndaki ilk oyunu.</p>
<p>Fuar Yıldızı, Eserin Yazarı: S. Şendil</p>
<p>Cibali Karakolu, Eserin Yazarı: H. Keraul ve A. Berre</p>
<p>Masif İskemle, Eserin Yazarı: N. Manzari</p>
<p>Medar- İftihar</p>
<p>Cam Kırıkları (Sırça Kümes), Eserin Yazarı: T. Williams</p>
<p>Adnan Bey Duymasın</p>
<p>Muhteşem Serseri, Eserin Yazarı: R. Kordağ</p>
<p>Milli İhtikar Anonim Şirketi, Eserin Yazarı: Hene-Quin-Veber</p>
<p>Yaman Şey, Eserin Yazarı: Y.S. Eruluç</p>
<p>Cümbüş Palas</p>
<p>GAZANFER ÖZCAN-GÖNÜL ÜLKÜ TİYATROSU TEMSİLLERİ:</p>
<p>Mum Söndü &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Musahipzade Celal, Rol: Sülükçü lakaplı sokaklarda sülük satan bir erkek çocuğunu oynuyor.</p>
<p>Ceza Kanunu &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: J. Refik Nuri, Rol: Kaynana</p>
<p>Fırıldak &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Orhan Erçin</p>
<p>Ben Çağırmadım &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Noel Coward, Rol: Ruhlardan haber getiren, ispirtizmacı Madam.</p>
<p>Bebek Davası &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Reşit Balan, Rol: Kaynana</p>
<p>Armatör &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Refik Kordağ, Rol: Hapishanedeki kadın</p>
<p>Muhteşem Serseri &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Refik Kordağ, Rol: Köylü kadın</p>
<p>Yenerbahçe Kulübü &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Refik Kordağ, Rol: Köylü</p>
<p>İpekçi Merhum &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: J.Refik Nuri, Rol: 2. Kadın</p>
<p>Kocamın Nişanlısı &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Sadık Şendil, Rol: Gönül Ülkü’nün hapishane arkadaşı tiyatro oyuncusu bir kadın.</p>
<p>Hacamat Niyazi &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Jean Valmy, Rol: Geleneklere bağlı hanımefendi tiplemesinde anneyi canlandırıyor.</p>
<p>Evdeki Pazar &#8211; Komedi 3 Komedi, Eserin yazarı: George Feydeau, Rol: Anne</p>
<p>Sülüman Bacanak &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin Yazarı: Maurice Henneguin, Rol: Baldız</p>
<p>Yabancı Olduk Şimdi &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Beliğ Selönü</p>
<p>Aşk Memuru &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Louis Verneuil</p>
<p>Deli &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Refik Erduran, Rol: Komşu kadın</p>
<p>Ayrılmaksa Maksadın (Karımla Evlenir misin?)- Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Jean Bernard Luc, Rol: Letafet isimli saf bir hizmetçi rolünde</p>
<p>Gene mi Para &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin Yazarı: O. Erçin, Rol: Sarhoş Kadın</p>
<p>Bir Kilo Namus &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Refik Erduran, Rol: Dadı</p>
<p>Kız Kuruları &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: J. Otto Kesserling, Rol: Yaşlı kadın</p>
<p>Aşk Çorbası &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Jean de Latrez, Rol: Anne</p>
<p>Milyonluk Valiz &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Claude Magniex (Oyunun asıl adı Oscar), Rol: Anne, Karadenizli zengin bir fabrikatörün karısı.</p>
<p>Üsküdarın Karşısında Galata &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Suruvi Süalp, Rol: Çingene</p>
<p>Çocuklarımın Babası &#8211; Komedi 3 Perde,</p>
<p>Yanlış Hesap</p>
<p>Kürkçü Dükkanı &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Reay Connay, Rol: Tezgahtar</p>
<p>Onlar Ermiş Muradına &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Feydau, Vasfi Rıza Zobu, Rol: Kaynana</p>
<p>Karım Gene Doğurdu &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Michael Pertwee , Rol: Anne</p>
<p>Koca Eşşek &#8211; Komedi 3 Perde, Rol: Anne</p>
<p>Beş Milyona Kim Ölmez &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Ülkü Tamer, Rol: Kaynana</p>
<p>Nerden Nereye &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Louis Vernievil, Rol: Anne</p>
<p>Hanımlar Terzihanesi &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Feydau, Rol: Kaynana</p>
<p>Maymun Gözünü Açtı &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin Yazarı: Jean Guillon , Rol: Anne</p>
<p>Görünmez Kaza &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Tülin Törünen, Rol: Anne</p>
<p>Ahududu &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Kesseclink, Rol: Yaşlı kadın</p>
<p>Oh Olsun &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Melih Vassaf, Rol: Kadın</p>
<p>Karımla Evlenir misiniz? &#8211; Komedi 3 Perde, Eserin yazarı: Tülin Törünen, Rol: Anne</p>
<p>Yeşilçam’da Bir Kral- Komedi, Rol: Taşlıtarla’dan Yeşilçam’a geçip yıldız olan kızının menejerliğini yapan ancak daha sonra kızına küsen anneyi canlandırır.</p>
<p>Azrail’in Eceli &#8211; Komedi, Eserin Yazarı: Refik Erduran,</p>
<p>Baba ve Gorilleri &#8211; Eserin Yazarı: Adnan Giz,</p>
<p>Saygısızın Biri</p>
<p>Olmaz Benli</p>
<p>Yalancının Mumu &#8211; Eserin Yazarı: Sekizinci İbnirref Ahmet Nuri</p>
<p>Üvey Babam &#8211; Eserin Yazarı: Arnold ve Bach</p>
<p>Tuzak &#8211; Eserin Yazarı: R. Thomas</p>
<p>İsmail Anan Seni Çağırıyor</p>
<p>Karışık İş &#8211; Eserin Yazarı: Jean &#8211; Bernad Luc</p>
<p>Kimse Durduramaz</p>
<p>Kiralık Daire</p>
<p>Kuyruksuz Yalan</p>
<p>Canım Cennette</p>
<p>Kızlara Göz Kulak Ol</p>
<p>Bekçi Murtaza</p>
<p>Cici Teyze</p>
<p>Leyleğin Ömrü &#8211; Eserin Yazarı: C.M. Magnier</p>
<p>Aman İdare Et</p>
<p>Evlenmek Kolay Mı?</p>
<p>NOT: Oyuncunun yer aldığı tiyatro oyunlarının tarihleri ve oynadığı roller hakkında tam ve kesin kaynak bulunmamaktadır. Yukarıda verilen bilgiler çeşitli yayın organlarından derlenen haberlerden alınmıştır.</p>
<p>ADİLE NAŞİT FİLM DİZİNİ</p>
<p>1950 &#8211; LÜKÜS HAYAT &#8211; Ö. Lütfi Akad</p>
<p>1957 &#8211; KAHBE KURŞUN &#8211; Nişan Hançer</p>
<p>1971 &#8211; BEYOĞLU GÜZELİ &#8211; Ertem Eğilmez</p>
<p>1973 &#8211; CANIM KARDEŞİM &#8211; Ertem Eğilmez</p>
<p>1973 &#8211; OH OLSUN &#8211; Ertem Eğilmez</p>
<p>1974 &#8211; SALAK MİLYONER &#8211; Ertem Eğilmez</p>
<p>1974 &#8211; YÜZ LİRAYA EVLENİLMEZ &#8211; Osman F. Seden</p>
<p>1975 &#8211; BİTİRİMLER SINIFI &#8211; Ülkü Erakalın</p>
<p>1975 &#8211; ÇAPKIN HIRSIZ &#8211; Atıf Yılmaz</p>
<p>1975 &#8211; DELİSİN &#8211; Ergin Orbey</p>
<p>1975 &#8211; GECE KUŞU ZEHRA &#8211; Arşavir Alyanak</p>
<p>1975 &#8211; HABABAM SINIFI &#8211; Ertem Eğilmez</p>
<p>1975 &#8211; HABABAM SINIFI SINIFTA KALDI &#8211; Ertem Eğilmez</p>
<p>1975 &#8211; HANZO &#8211; Zeki Ökten</p>
<p>1975 &#8211; İŞTE HAYAT &#8211; Atıf Yılmaz</p>
<p>1975 &#8211; BİZİM AİLE &#8211; Ergin Orbey</p>
<p>1975 &#8211; MİNİK CADI &#8211; Nejat Saydam</p>
<p>1975 &#8211; PEMBE PANTER &#8211; Hulki Saner</p>
<p>1975 &#8211; PLAJ HOROZU &#8211; Nejat Okçugil</p>
<p>1975 &#8211; SEVGİLİ HALAM &#8211; O.Nuri Ergün</p>
<p>1975 &#8211; TELEVİZYON ÇOCUĞU &#8211; Aram Gülyüz</p>
<p>1976 &#8211; AİLE ŞEREFİ &#8211; Orhan Aksoy</p>
<p>1976 &#8211; AH DEDE VAH DEDE &#8211; Nuri Akıncı</p>
<p>1976 &#8211; GEL BARIŞALIM &#8211; Ergin Orbey</p>
<p>1976 &#8211; HABABAM SINIFI UYANIYOR &#8211; Ertem Eğilmez</p>
<p>1976 &#8211; NE UMDUK NE BULDUK &#8211; Zeki Ökten</p>
<p>1976 &#8211; SÜT KARDEŞLER &#8211; Ertem Eğilmez</p>
<p>1976 &#8211; TOSUN PAŞA &#8211; Kartal Tibet</p>
<p>1977 &#8211; GÜLEN GÖZLER &#8211; Ertem Eğilmez</p>
<p>1977 &#8211; HABABAM SINFI TATİLDE &#8211; Ertem Eğilmez</p>
<p>1977 &#8211; SAKAR ŞAKİR &#8211; Natuk Baytan</p>
<p>1977 &#8211; ŞABANOĞLU ŞABAN &#8211; Ertem Eğilmez</p>
<p>1978 &#8211; HABABAM SINIFI DOKUZ DOĞURUYOR &#8211; Kartal Tibet</p>
<p>1978 &#8211; KİBAR FEYZO &#8211; Atıf Yılmaz</p>
<p>1978 &#8211; NEŞELİ GÜNLER &#8211; Orhan Aksoy</p>
<p>1978 &#8211; SULTAN &#8211; Kartal Tibet</p>
<p>1979 &#8211; DOKTOR &#8211; Zeki Alasya</p>
<p>1979 &#8211; ERKEK GÜZELİ SEFİL BİLO &#8211; Ertem Eğilmez</p>
<p>1979 &#8211; KÖŞE KAPMACA &#8211; Zeki Alasya</p>
<p>1979 &#8211; NE OLACAK ŞİMDİ &#8211; Atıf Yılmaz</p>
<p>1979 &#8211; VAH BAŞIMIZA GELENLER &#8211; Zeki Alasya</p>
<p>1980 &#8211; BEŞ PARASIZ ADAM &#8211; Osman F. Seden</p>
<p>1980 &#8211; HUZURUM KALMADI &#8211; Natuk Baytan</p>
<p>1980 &#8211; İBİŞO &#8211; İhsan Yüce</p>
<p>1980 &#8211; RENKLİ DÜNYA &#8211; Orhan Aksoy</p>
<p>1981 &#8211; BİZİM SOKAK &#8211; İhsan Yüce</p>
<p>1981 &#8211; DAVARO &#8211; Kartal Tibet</p>
<p>1981 &#8211; DELİLER KOĞUŞU &#8211; İhsan Yüce</p>
<p>1981 &#8211; GIRGIRİYE &#8211; Kartal Tibet</p>
<p>1981 &#8211; GIRGIRİYE’DE ŞENLİK VAR &#8211; Kartal Tibet</p>
<p>1981 &#8211; HABABAM SINIFI GÜLE GÜLE &#8211; Ertem Eğilmez</p>
<p>1981 &#8211; ŞABANCIK &#8211; Temel Gürsu</p>
<p>1981 &#8211; ŞAKA YAPMA &#8211; Osman F. Seden</p>
<p>1982 &#8211; ADİLE TEYZE &#8211; Alev Akakar</p>
<p>1982 &#8211; BUYURUN CÜMBÜŞE &#8211; Yavuz Yalınkılıç</p>
<p>1982 &#8211; GÖRGÜSÜZLER &#8211; Osman F. Seden</p>
<p>1982 &#8211; ŞINGIRDAK ŞADİYE &#8211; O. Nuri Ergün</p>
<p>1982 &#8211; TALİH KUŞU &#8211; Temel Gürsu</p>
<p>1983 &#8211; ŞAŞKIN ÖRDEK &#8211; Ümit Efekan</p>
<p>1984 &#8211; NAMUSLU &#8211; Ertem Eğilmez</p>
<p>1985 &#8211; SATMIŞIM ANASINI &#8211; Ülkü Erakalın</p>
<p>1985 &#8211; ŞABAN PAPUCU YARİM &#8211; Kartal Tibet</p>
<p>1986 &#8211; AĞA BACI &#8211; Semih Evin</p>
<p>1986 &#8211; HAYROŞ &#8211; Ülkü Erakalın</p>
<p>1986 &#8211; KİRALIK EV &#8211; Sırrı Gültekin</p>
<p>1986 &#8211; MİLYARDER &#8211; Kartal Tibet</p>
<p>1986 &#8211; YAYGARA 87 &#8211; Kartal Tibet</p>
<p>1987 &#8211; AİLE PANSİYONU &#8211; Kartal Tibet</p>
<p><em>KAYNAKÇA:</em></p>
<ol>
<li><em>Ses Dergisi</em></li>
<li><em>Sinema Ansiklopedisi (Atilla Dorsay- Turhan Gürhan)</em></li>
<li><em>Türk Filmleri Sözlüğü (Ağah Özgüç)</em></li>
<li><em>Milliyet Sanat Dergisi</em></li>
<li><em>Hürriyet Gazetesi (1987 yılı)</em></li>
</ol>
<p><em>(Yeni İnsan Yeni Sinema dergisinin 10. sayısında yayınlanmıştır.)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://yenifilm.net/2002/12/portre-adile-nasit/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Portre: Erol Taş</title>
		<link>https://yenifilm.net/2001/12/portre-erol-tas/</link>
		<comments>https://yenifilm.net/2001/12/portre-erol-tas/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Dec 2001 09:39:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[yeni Film]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[nalan söylemez]]></category>
		<category><![CDATA[portre]]></category>
		<category><![CDATA[yeni insan yeni sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yenifilm.net/?p=610</guid>
		<description><![CDATA[Nalan Söylemez / Erol Taş, uzun süren oyunculuk yaşamı boyunca her tür yapımda kötü adamı sıklıkla oynuyor. Ve denilebilir ki Türk Sineması’nın kötü adam karakterleri içinde Ahmet Tarık Tekçe’den sonra en çok sivrilen, halkın sempatisini kazanan ve starlaşan oyuncusu oluyor. Daha çok yalın bir yorumla, halk tipine uygun karakterler çizerek. 28 Şubat 1928’de Erzurum’un Karaköse ilçesinde dünyaya geliyor. Daha iki yaşında iken babası Hamza Bey’in ölümü üzerine annesi Nazife Hanım çocukları ile birlikte İstanbul’a taşınıyor. Fatih’de Çırçır semtinde her odası bir aileye kiralanan eski paşa konaklarından birine yerleşiyorlar. Okul çağına geldiğinde Taş, Zeyrek Fil yokuşundaki 54. İlkokula yazdırılıyor. Ancak küçük yaşta ailesine katkıda bulunmak için okuldan ayrılıyor ve çalışmaya başlı-yor. Uzun süre hamallık yaptıktan sonra Koço isminde bir Rum baharatçının yanına tezgahtar olarak giriyor. Bu ara Beyoğlu Spor Kulübü’nde boksördür ve 1947 yılında İstanbul ve Türkiye ikinciliğini kazanır. Patronunun vefatı ile dükkandan ayrılmak zorunda kalır ve bir süre çeşitli işlerde çalışır. 1947 yılında askere gider ve üç yıl askerlikten sonra döndüğünde Cankurtaran’da bir iplik fabrikasında çalışmaya başlar. Oyuncunun sinemaya girişi de o sıralarda olur. Ortada sinema oyuncusu olmak gibi bir niyet yoktur. Ancak onun sinema serüvenini başlatan tesadüf o sıralarda gerçekleşiverir. Tesadüf diyoruz çünkü Yeşilçam karakter oyuncularına kapılarını hep bir [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<h4><em><span style="color: #993300;">Nalan Söylemez /</span> </em></h4>
<p>Erol Taş, uzun süren oyunculuk yaşamı boyunca her tür yapımda kötü adamı sıklıkla oynuyor. Ve denilebilir ki Türk Sineması’nın kötü adam karakterleri içinde Ahmet Tarık Tekçe’den sonra en çok sivrilen, halkın sempatisini kazanan ve starlaşan oyuncusu oluyor. Daha çok yalın bir yorumla, halk tipine uygun karakterler çizerek.</p>
<p>28 Şubat 1928’de Erzurum’un Karaköse ilçesinde dünyaya geliyor. Daha iki yaşında iken babası Hamza Bey’in ölümü üzerine annesi Nazife Hanım çocukları ile birlikte İstanbul’a taşınıyor. Fatih’de Çırçır semtinde her odası bir aileye kiralanan eski paşa konaklarından birine yerleşiyorlar. Okul çağına geldiğinde Taş, Zeyrek Fil yokuşundaki 54. İlkokula yazdırılıyor. Ancak küçük yaşta ailesine katkıda bulunmak için okuldan ayrılıyor ve çalışmaya başlı-yor. Uzun süre hamallık yaptıktan sonra Koço isminde bir Rum baharatçının yanına tezgahtar olarak giriyor. Bu ara Beyoğlu Spor Kulübü’nde boksördür ve 1947 yılında İstanbul ve Türkiye ikinciliğini kazanır. Patronunun vefatı ile dükkandan ayrılmak zorunda kalır ve bir süre çeşitli işlerde çalışır. 1947 yılında askere gider ve üç yıl askerlikten sonra döndüğünde Cankurtaran’da bir iplik fabrikasında çalışmaya başlar. Oyuncunun sinemaya girişi de o sıralarda olur. Ortada sinema oyuncusu olmak gibi bir niyet yoktur. Ancak onun sinema serüvenini başlatan tesadüf o sıralarda gerçekleşiverir. Tesadüf diyoruz çünkü Yeşilçam karakter oyuncularına kapılarını hep bir rastlantı sonucu açıyor. Okullu oyuncular seçmek yerine oyuncularına bir okul olmayı tercih ediyor. Her biri farklı işlerle meşgul pek çok kişi bir anda kendini kameranın önünde ve Yeşilçam’ın içinde buluveriyor. Erol Taş’ın sinemaya girişi ve ilk oyunculuk deneyimleri de bu seyirde gerçekleşiyor. Dilerseniz oyuncunun sinemaya giriş hikayesini kendi ağzından aktaralım:</p>
<p>“Cankurtaran’da, benim kahvehanenin olduğu yerde bir iplik fabrikasında çalışıyordum. Lütfi Akad o bölgede bir film çekiyordu. Biz de işten kaytarıp çekimleri izliyorduk arkadaşlarla. Günlerce süren çekimlerden birinde mahallede oturan birkaç serseri, film ekibine musallat olup onları rahatsız etmeye başladı. Film ekibini korumak için birkaç arkadaşımla birlikte, serserilerle kavgaya giriştik ve Lütfi Bey’in yanında onlara bir güzel dayak çektik. Serseriler toz oldu tabi. Lütfi Akad daha sonra haber göndermiş bana, ‘Bir kavga sahnesi var, gelsin oynasın’ diye. Böylece sinema hayatım başladı. Filmdeki rolümü diğer yönetmenler de beğendi ve ardı ardına teklifler gelmeye başladı.”</p>
<p>Erol Taş’ın sinemadaki ilk filmi 1957’de Mümtaz Alpaslan’ın çektiği Acı Günler oluyor. Başlangıçta filmlerde figüranlık ve küçük roller ile görülürken kısa zamanda yıldızı parlıyor. Bir yıl sonra Dokuz Dağın Efesi (1958 &#8211; Metin Erksan) filmde bir çobanı canlandırıyor. Bu filmi takip eden yıllarda ise, Dikenli Yollar (1958 &#8211; Nişan Hançer), Peçeli Efe (1959 &#8211; Faruk Kenç), Şoför Nebahat (1960 &#8211; Metin Erksan), Köyde Bir Kız Sevdim (1960 &#8211; Türker İnanoğlu), Dişi Kurt (1960 &#8211; Ö. Lütfi Akad) ve Gecelerin Ötesi (1960 &#8211; Metin Erksan) gibi pek çok filmde değişik karakterleri oynuyor.</p>
<p>Taş’ın oynadığı filmlerdeki rollerden bazı örnekler vermek gerekirse: Hayat Kavgası’nda (1964 &#8211; Tunç Başaran) dediği dedik bir baba, Devlerin Kavgası’nda (1965 &#8211; Kemal Kan) kötü kardeş, Seveceksen Yiğit Sev’de (1965 &#8211; Hüsnü Cantürk) çiftlik sahibi, Sırtımdaki Bıçak’da (1965 &#8211; Natuk Baytan) karısı ve sevgilisi tarafından öldürülen bir koca, Son Darbe (1965 &#8211; Hicri Akbaşlı) ve Cevriyem’de (1978 &#8211; Memduh Ün) bir komiser, Aslanların Dönüşü ve Yedi Dağın Aslanı’nda (1966 &#8211; Yılmaz Atadeniz) bir cengaver, İnce Cumali (1967 &#8211; Yılmaz Duru), Tutku (1974 &#8211; Hüsnü Cantürk), Toprağın Teri (1981 &#8211; Natuk Baytan) ve İsyan’da (1979 &#8211; Orhan Aksoy) kötü ağa, Maskeli Beşler ve Maskeli Beşlerin Dönüşü’nde (1968 &#8211; Yılmaz Atadeniz) bir Meksikalı, Aslan Bey’de (1968 &#8211; Yavuz Yalınkılıç) eski bir Rus Generali, Gelin Kız’da (1970 &#8211; Orhan Elmas) oba beyi, Kanıma Kan İsterim’de (1970 &#8211; Çetin İnanç) idamlık katil, Ök-süzler’de (1973 &#8211; Ertem Göreç) dilendirici, Belalılar’da (1974 &#8211; Melih Gülgen) çetebaşı, Tatlı Nigar’da (1978 &#8211; Orhan Aksoy) zengin bir kasabalı, Çayda Çıra’da (1982 &#8211; Yücel Uçanoğlu) zengin bir ağa, Alınyazısı’nda ise (1986 &#8211; Orhan Elmas) eski bir külhan beyi olarak çıkar karşımıza. Gerek teknik ve konu gerekse de sinema dili açısından vasat diyebileceğimiz bu ve benzeri filmlerde Taş, dönem dönem çeşitli roller alır. Ancak sinemada onu adından sıkça söz ettiren filimler Susuz Yaz, Duvarların Ötesi ve Gecelerin Ötesi olur.</p>
<p>1960 yılı yapımı Gecelerin Ötesi oyunculuk kariyeri için önemli bir fırsat oluyor. Henüz sinemaya yeni yeni ısınmaya başlayan Taş, bu filmle Metin Erksan’la tekrar çalışma fırsatı buluyor. Belki de Gecelerin Ötesi, oynadığı Erksanlı filmlerde alacağı ödüllerin bir habercisi gibi idi. Ekrem (Erol Taş), bu filmde aynı çevreden gelen, farklı endişe ve tutkularını ortak bir eylemde birleştiren altı kahramandan birisidir. Uzun yıllar bir tekstil fabrikasında işçi olarak çalışmış ancak geriye dönüp baktığında fazla bir yol alamadığını görmüştür. Bu ezik yaşantısından doğan bunalımı, isyanı onu diğer beş arkadaşı ile birlikte soygun fikrinde harekete geçirmiştir. Fakat sistemin hazırladığı son bu filmde de değişmemektedir.</p>
<p>Erol Taş’ın yer aldığı bir başka önemli yapım ise, Necati Cumalı’nın romanından 1963’de Metin Erksan tarafından filme alınan Susuz Yaz oluyor. Bu filmde Hülya Koçyiğit ve Ulvi Doğan ile bir üçleme çizen Taş, Osman karakterini oynuyor. Osman’ın kötülüğü son derece yalındır ve ben merkeziyetçi bir yapı hakimdir. Yıllar önce eşini kaybetmiştir ve hapisteki kardeşinin (Ulvi Doğan) karısına (Hülya Koçyiğit) sahip olmak istemektedir. Etrafındaki herkesten bir nevi intikam almaya başlar. Önce köyün suyunu keser. Suyu alınan köylü ürünsüz kalır, toprağı çoraklaşır. Nasıl susuz kalan toprak halkına ihanet ederse, yıllar önce eşini kaybeden Osman’da bastıramadığı cinselliğine zalimce isyan eder. Tutkusuna yenik düşen Osman’ın bu özelliği doğasındaki ilkelliği ile birleştiğinde doyumsuzluğu tümden ele verir kendini. Osman’ın kötülüğünün temelinde yatan bir diğer önemli nokta ise tarladaki korkuluk ile paylaştığı yalnızlığıdır. Yalnızlığını sadece tutkularıyla bastırabilir. Tutkuları ise onun ölümüne giden yolun hazırlayıcısıdır.</p>
<p>Tarihsel bir süreç içinde değerlendirdiğimizde Erol Taş, bir başka önemli rolünü 1964’de Orhan Elmas’ın yönettiği Duvarların Ötesi filminde oynu-yor. Filmde müebbet hapse mahkum edilen Babaç (Erol Taş), kendisi gibi müebbet yiyen ya da idamlık altı arkadaşı ile hapisten kaçar. Amaçları özgür olabilmek, koğuşun dışında rahat bir nefes alabilmektir. Ancak ‘duvarların ötesi’nde kendilerine seçtikleri sığınak da hapishaneden daha farklı değildir onlar için. Aslında nereye kaçarlarsa kaçsınlar her yer bir hapishanedir onlara. Çünkü sistem tarafından suçlanmış toplum tarafından da dışlanmaktadırlar. Gerçek suçlu kimdir? Babaç ve arkadaşlarının mı yoksa sistemin yanlış dönen çarkı mı?</p>
<p>Ö. Lütfi Akad tarafından 1966’da çekilen Hudutların Kanunu’nun konusu Güneydoğuda bir sınır kasabasında geçmektedir. Toprak verimsizdir. Tek geçim yolu kaçakçılıktır. Kaçakçı olmamak için direnen Yılmaz Güney’in aksine Erol Taş yani Ali Cello çoktan çareyi bu işte bulmuştur bile. Sınırdan kaçak davar geçirmektedir. Ancak sonunda başlattığı oyuna yenik düşer ve bir çatışmada vurularak ölür. Hudutların sert ve acımasız kanuna karşı Ali Cello’nun kötülüğü bile dayanamamıştır. Hudutların Kanunu Türk sineması için önemli bir yapıt olmakla birlikte Erol Taş’ın oyunculuğuna bir yenilik getirmemiştir. Taş bu filmde de çoğunluk kötü adam rollerinden birisini alışılagelmiş bir oyun tarzı ile oynamaktadır.</p>
<p>1968’de Nuri Ergün tarafından çekilen Dertli Pınar ise Taş’ın ağa tiplemeleri için örnek gösterilebilir. Mahmutoğlu Hilmi Ağa (Erol Taş) köylünün toprağını çeşitli dalaverelerle hatta silah zoru ile elinden almakta ve etrafındaki herkese hükmetmektedir. Daha fazla toprağa sahip olma tutkusu saplantı halini almıştır. Bunun için yapamayacağı şey yoktur. Ancak her şey planladığı gibi gitmez, bütün çabasına rağmen sonunda yenildiğini anlar ve suçunu itiraf eder. Oyun düzeyinin vasat olduğu bu filmde Taş abartılı olduğu kadar da kontrolsüz bir oyun sergilemektedir.</p>
<p>Sinemada kötü adam rolleri ile bilinen oyuncu bu tiplerin dışına çıktığı filmlerde, aslında her tür karakteri rahatlıkla oynayabileceğini de ispatlamıştır. Zaman zaman da olsa oynadığı iyi tiplerle seyirciyi şaşırtmıştır. Bir başka Akad filmi olan Ana’da Taş, bu kez kötülükten kaçmaktadır. 1967’de çekilen ve Türkan Şoray’la başrolü paylaştığı Ana filmi onun az rastlanan iyi adam tiplemeleri için gösterilecek ilginç bir örnektir. Yaptığı balık ağları ile geçimini sağlayan Şevket (Erol Taş), kan davası yüzünden ailesi ile birlikte köy köy dolaşmaktadır. Sinemanın kötü adamı olarak bilinen Taş, filmdeki Şevket tiplemesinde tamamen farklı bir karakter çizmektedir. Kanlısı rolündeki Kadir Savun’la sanki rolleri değişmiş gibidirler. Bu seyirci içinde çok alışılagemiş bir durum değildir. Yıllar süren takibin sonunda Şevket kanlısı Musa (Kadir Savun) tarafından vurularak öldürülür.</p>
<p>Bir başka örnek ise, Mehmet Tanrısever’in yönettiği Sürgün (1992) filmidir. Erol Taş, sinemada rol bulduğu bu son filminde, kurtuluş savaşını görmüş yaşamış eski bir çavuşu oynamaktadır. Üniformasını üzerinden hiç çıkarmayan Süleyman Çavuş, göğsünde taşıdığı istiklal madalyası ile de büyük gurur duymaktadır. Çatak köyüne gelen öğretmenin (Bulut Aras) yeniliklerine sıcak bakar, ona yardımcı olur. Hatta köyün muhtarına karşı onu savunur. Öğretmenin köyden sürgün edilmesini engellemek için köy halkıyla birlikte Kaymakamlığa gitse de bu işe yaramaz. Bunun üzerine çavuş gururla taşıdığı istiklal madalyasını çıkarır ve köyden ayrılan öğretmene verir.</p>
<p>Erol Taş’ı 1969 yılı itibariyle Çetin İnanç, 1971’den sonra ise Yılmaz Atadeniz’li macera filmlerinde sıkça görmekteyiz. Yılmayan Şeytan filminde (1968 &#8211; Yılmaz Atadeniz) Dr. Şeytan’ı oynar. Dr. Şeytan (Erol Taş), ‘Tanyant’ madenini kullanarak bir robot icat eder. Amacı ürettiği robotlarla dünyayı ele geçirmektir. Ancak filmin sonunda kısa devre yapan robotu tarafından öldürülür. Çeko’nun (1970 &#8211; Çetin İnanç) konusu ise 1875 yılında Meksika’da geçmektedir. Ramon isimli eşkıya (Erol Taş), köylülere türlü işkenceler yapmakta ve cinayetler işlemektedir. Bir başka Yılmaz Atadeniz filmi olan Maskeli Beşler ve Maskeli Beşler’in Dönüşü’nde (1968) ise (Erol Taş) yine Ramon ismi ile ancak bu kez Meksikalı bir general rolündedir. Kızıl Maske’de (1968 &#8211; Tolgay Ziyal) müze müdürü, Küçük Kovboy’da (1973 &#8211; Guido Zurli) çiftlik kahyası, Hakanların Savaşı’nda ise (1968 &#8211; Mehmet Arslan) Kubilay Han rollünü oynamaktadır.</p>
<p>Yaklaşık 200 filmde irili ufaklı çeşitli roller alan Erol Taş oynadığı filmlerin altısında ise başrol oyuncusu olarak karşımıza çıkıyor: Mapushane Çeşmesi (1964 &#8211; Suphi Kaner), Kanlı Kale (1965 &#8211; Yavuz Yalınkılıç), Efenin İntikamı (1967 &#8211; Yavuz Yalınkılıç), Eşkiya Kanı/Hakimo (1968 &#8211; Yavuz Figenli), Konuşan Gözler (1965 &#8211; Hicri Akbaşlı), Katırcı Yani Efenin Definesi (1967 &#8211; Yavuz Yalınkılıç).</p>
<p>45 yıllık oyunculuk yaşamı süresince sinemaya emek veren Erol Taş, bu emeğin bir sonucu olarak; 1965 yılında Duvarların Ötesi ile Antalya Film Festivali’nde, 1967’de İnce Cumali ile yine Antalya Film Festivali’nde, Sahildeki Ceset ile İzmir Film Festivali’nde, Susuz Yaz’daki oyunculuğu ile ise Turizm Bakanlığı ve Meksika Accopulco Festivali’nde en iyi yardımcı erkek oyuncu ödüllerini alıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>KAYNAKLAR:</em></p>
<ol>
<li><em>Giovanni Scognamillo &#8211; Metin Demirhan, Fantastik Türk Sineması.</em></li>
<li><em>Agah Özgüç Türk Filmleri Sözlüğü (3 Cilt).</em></li>
<li><em>Ses Dergisi Koleksiyonu.</em></li>
<li><em>Artist Dergisi Koleksiyonu.</em></li>
<li><em>Nebil Özgentürk, Unutulmayanlar.</em></li>
</ol>
<h3>EROL TAŞ’IN TEMEL FİLM DİZİNİ</h3>
<p>1957 &#8211; ACI GÜNLER &#8211; Mümtaz Alpaslan</p>
<p>1958 &#8211; DOKUZ DAĞIN EFESİ &#8211; Metin Erksan</p>
<p>1958 &#8211; DİKENLİ YOL &#8211; Nişan Hançer</p>
<p>1958 &#8211; FUNDA &#8211; Nişan Hançer</p>
<p>1959 &#8211; PEÇELİ EFE &#8211; Faruk Kenç</p>
<p>1960 &#8211; DİŞİ KURT &#8211; Lütfi Akad</p>
<p>1960 &#8211; GECELERİN ÖTESİ &#8211; Metin Erksan</p>
<p>1960 &#8211; KÖYDE BİR KIZ SEVDİM &#8211; Türker İnanoğlu</p>
<p>1960 &#8211; SONSUZ ACI &#8211; T.Fikret Uçak</p>
<p>1960 &#8211; ŞOFÖR NEBAHAT &#8211; Metin Erksan</p>
<p>1961 &#8211; BİTMEYEN MÜCADELE &#8211; Fikret Uçak</p>
<p>1961 &#8211; KAHRAMAN ÜÇLER &#8211; Semih Evin</p>
<p>1961 &#8211; OY FARFARA FARFARA &#8211; Metin Erksan</p>
<p>1961 &#8211; ÖLÜM KAYALIKLARI &#8211; Fikret Uçak</p>
<p>1961 &#8211; YILANLARIN ÖCÜ &#8211; Metin Erksan</p>
<p>1962 &#8211; AYRILAN YOLLAR &#8211; Ertem Göreç</p>
<p>1962 &#8211; BEŞ KARDEŞTİLER &#8211; Atıf Yılmaz</p>
<p>1962 &#8211; CEHENNEME ÇEVRİLEN CENNET &#8211; Nuri Akıncı</p>
<p>1962 &#8211; ŞEYH AHMEDİN TORUNU &#8211; Nuri Ergun</p>
<p>1963 &#8211; DİŞİ ÖRÜMCEK &#8211; Süreyya Duru</p>
<p>1963 &#8211; KAHBE &#8211; Aydın Arakon</p>
<p>1963 &#8211; SUSUZ YAZ &#8211; Metin Erksan</p>
<p>1964 &#8211; CEHENNEM ARKADAŞLARI &#8211; T.Dursun Kakınç</p>
<p>1964 &#8211; DİŞİ ŞEYTAN &#8211; Nevzat Pesen</p>
<p>1964 &#8211; DUVARLARIN ÖTESİ &#8211; Orhan Elmas</p>
<p>1964 &#8211; HAYAT KAVĞASI &#8211; Tunç Başaran</p>
<p>1964 &#8211; KAVĞA VAR &#8211; Süreyya Duru</p>
<p>1964 &#8211; MAPUSHANE ÇEŞMESİ &#8211; Suphi Kaner</p>
<p>1964 &#8211; ON KORKUSUZ ADAM &#8211; Tunç Başaran</p>
<p>1964 &#8211; PRANGASIZ MAHKUMLAR &#8211; Orhon M.Arıburnu</p>
<p>1964 &#8211; SUÇLULAR ARAMIZDA &#8211; Metin Erksan</p>
<p>1965 &#8211; AŞKIM SİLAHIMDIR &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1965 &#8211; BAŞLIK &#8211; Kemal İnci</p>
<p>1965 &#8211; DAĞLARIN OĞLU &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1965 &#8211; DEVLERİN KAVĞASI &#8211; Kemal Kan</p>
<p>1965 &#8211; KANLI KALE &#8211; Yavuz Yalınkılıç</p>
<p>1965 &#8211; KANUNSUZLAR &#8211; Burhan Bolan</p>
<p>1965 &#8211; KONUŞAN GÖZLER &#8211; Hicri Akbaşlı</p>
<p>1965 &#8211; KORKUSUZLAR &#8211; Semih Evin</p>
<p>1965 &#8211; SEVECEKSEN YİĞİT SEV &#8211; Hüsnü Cantürk</p>
<p>1965 &#8211; SIRTIMDAKİ BIÇAK &#8211; Natuk Baytan</p>
<p>1965 &#8211; SON DARBE &#8211; Hicri Akbaşlı</p>
<p>1966 &#8211; ARSLANLARIN DÖNÜŞÜ &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1966 &#8211; AYYILDIZ FEDAİLERİ &#8211; Semih Evin</p>
<p>1966 &#8211; BU ŞEHRİN BELALISI &#8211; Ertem Göreç</p>
<p>1966 &#8211; HUDUTLARIN KANUNU &#8211; Lütfi Akad</p>
<p>1966 &#8211; İNSAN BİR KERE ÖLÜR &#8211; Hüsnü Cantürk</p>
<p>1966 &#8211; KALDIRIM MELEĞİ &#8211; Semih Evin</p>
<p>1966 &#8211; MEYDAN KÖPEĞİ &#8211; Yılmaz Duru</p>
<p>1966 &#8211; NAMUS BORCU &#8211; Semih Evin</p>
<p>1966 &#8211; NUHUN GEMİSİ &#8211; Duygu Sağıroğlu</p>
<p>1966 &#8211; TOPRAĞIN KANI &#8211; Atıf Yılmaz</p>
<p>1966 &#8211; ÜMİT SOKAĞI &#8211; İlhan Engin</p>
<p>1966 &#8211; YEDİ DAĞIN ASLANI &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1967 &#8211; ANA &#8211; Lütfi Akad</p>
<p>1967 &#8211; AZAP YOLU &#8211; Yılmaz Duru</p>
<p>1967 &#8211; EFENİN İNTİKAMI &#8211; Yavuz Yalınkılıç</p>
<p>1967 &#8211; İNCE CUMALİ &#8211; Yılmaz Duru</p>
<p>1967 &#8211; KADIN DÜŞMANI &#8211; İlhan Engin</p>
<p>1967 &#8211; KATIRCI YANİ EFENİN DEFİNESİ &#8211; Yavuz Yalınkılıç</p>
<p>1967 &#8211; ŞEYH ŞAMİL &#8211; Natuk Baytan</p>
<p>1967 &#8211; YILMAYAN ADAM &#8211; İlhan Engin</p>
<p>1968 &#8211; AFFET BENİ ALLAHIM &#8211; Yavuz Figenli</p>
<p>1968 &#8211; ASLANBEY &#8211; Yavuz Yalınkılıç</p>
<p>1968 &#8211; BAHARDA SOLAN ÇİÇEK &#8211; Ümit Utku</p>
<p>1968 &#8211; EŞKIYA HALİL/HAYDUT &#8211; Alp Zeki Heper</p>
<p>1968 &#8211; EŞKIYA KANI/HAKİMO &#8211; Yavuz Figenli</p>
<p>1968 &#8211; HAKANLAR SAVAŞI &#8211; Mehmet Aslan</p>
<p>1968 &#8211; KARA BAHTIM &#8211; Yücel Uçanoğlu</p>
<p>1968 &#8211; KIZIL MASKE &#8211; Tolgay Ziyal</p>
<p>1968 &#8211; KORKUSUZ YABANCI &#8211; Uğur Duru</p>
<p>1968 &#8211; MASKELİ BEŞLER &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1968 &#8211; MASKELİ BEŞLERİN DÖNÜŞÜ &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1968 &#8211; SİNANOĞLU &#8211; Yavuz Yalınkılıç</p>
<p>1968 &#8211; TALİHSİZ MERYEM &#8211; Aykut Düz</p>
<p>1968 &#8211; YARA &#8211; Ümit Utku</p>
<p>1968 &#8211; YEDİ ADIM SONRA &#8211; Yücel Uçanoğlu</p>
<p>1969 &#8211; ALLI GELİN &#8211; Orhan Elmas</p>
<p>1969 &#8211; ASILACAK KADIN &#8211; Savaş Eşici</p>
<p>1969 &#8211; ASRIN KRALI &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1969 &#8211; DEVLERİN ÖCÜ &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1969 &#8211; EŞKIYA AŞKI &#8211; Semih Evin</p>
<p>1969 &#8211; EVVEL ALLAH SONRA BEN &#8211; Tolgay Ziyal</p>
<p>1969 &#8211; GARİBANLAR MAHALLESİ &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1969 &#8211; İZDİRAP ŞARKISI &#8211; Mehmet Dinler</p>
<p>1969 &#8211; KANLI SEVDA &#8211; Yavuz Figenli</p>
<p>1969 &#8211; KANLI GELİNLİK &#8211; Yavuz Figenli</p>
<p>1969 &#8211; KÖPRÜDEN GEÇTİ GELİN &#8211; Yavuz Figenli</p>
<p>1969 &#8211; ÖLÜM ŞART OLDU &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1969 &#8211; SATILIK GELİN &#8211; Semih Evin</p>
<p>1969 &#8211; SEVDALI GELİN &#8211; Sırrı Gültekin</p>
<p>1969 &#8211; ŞEHİR EŞKİYASI &#8211; Ertem Göreç</p>
<p>1969 &#8211; TARKAN CANAVARLI KULE &#8211; Cavit Yörüklü</p>
<p>1969 &#8211; YAŞAYAN HATIRALAR &#8211; Semih Evin</p>
<p>1970 &#8211; AKREP TUZAĞI &#8211; Yücel Uçanoğlu</p>
<p>1970 &#8211; ALLI YEMENİ &#8211; Sırrı Gültekin</p>
<p>1970 &#8211; BIRAKIN ÖLDÜREYİM &#8211; Ünsal Aybek</p>
<p>1970 &#8211; CEHENNEMDE ŞENLİK VAR &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1970 &#8211; GELİN KIZ &#8211; Orhan Elmas</p>
<p>1970 &#8211; KAN VE KURŞUN &#8211; Yavuz Figenli</p>
<p>1970 &#8211; KANIMA KAN İSTERİM &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1970 &#8211; KİRALIK KATİLLER &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1970 &#8211; ÖLÜM ÇEMBERİ &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1970 &#8211; PÜSKÜLLÜ BELA &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1970 &#8211; YANIK KEZBAN &#8211; Muharrem Gürses</p>
<p>1971 &#8211; ASKER AHMET &#8211; Semih Evin</p>
<p>1971 &#8211; AZRAİL &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1971 &#8211; BEŞ HERGELE &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1971 &#8211; CEHENNEME DOLMUŞ VAR &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1971 &#8211; HEDEFTE İMZAM VAR &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1971 &#8211; JİLET KAZIM &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1971 &#8211; KARA CELLAD &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1971 &#8211; KARA MEMED &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1971 &#8211; KARTALLAR &#8211; Nişan Hançer</p>
<p>1971 &#8211; MISTIK &#8211; Ülkü Erakalın</p>
<p>1971 &#8211; ÖLÜM BANA VIZ GELİR &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1971 &#8211; ÖLÜMSÜZLER/BATIDA ÖLÜM VAR &#8211; Savaş Eşici</p>
<p>1971 &#8211; SEZERCİK YAVRUM BENİM &#8211; Safa Önal</p>
<p>1971 &#8211; SÜRGÜNDEN GELİYORUM &#8211; Fikret Hakan</p>
<p>1971 &#8211; ŞEREFİMLE YAŞARIM &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1971 &#8211; ÜVEY ANA &#8211; Ülkü Erakalın</p>
<p>1971 &#8211; VURGUNCULAR &#8211; Yılmaz Güney</p>
<p>1971 &#8211; YARIN SON GÜNDÜR &#8211; Yılmaz Güney</p>
<p>1972 &#8211; ACI PİRİNÇ &#8211; Yılmaz Duru</p>
<p>1972 &#8211; AHMET ÇAVUŞ &#8211; Semih Evin</p>
<p>1972 &#8211; AKREP MUSTAFA &#8211; Semih Evin</p>
<p>1972 &#8211; BASKIN &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1972 &#8211; ELİF İLE SEYDO &#8211; Remzi Jöntürk</p>
<p>1972 &#8211; HEDEFTE BEŞ ADAM VAR &#8211; Birsen Kaya</p>
<p>1972 &#8211; KARA DUVAR &#8211; Mehmet Bozkuş</p>
<p>1972 &#8211; KARA MURAT FATİHİN FEDAİSİ &#8211; Natuk Baytan</p>
<p>1972 &#8211; MUSTAFAM &#8211; Tunç Başaran</p>
<p>1972 &#8211; ÖLMEK VAR DÖNMEK YOK &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1972 &#8211; ÖLDÜREN ŞARKI &#8211; Oğuz Gözen</p>
<p>1972 &#8211; ÖLÜM PEŞİMİZDE &#8211; Melih Gülgen</p>
<p>1972 &#8211; YILMAYAN ŞEYTAN &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1973 &#8211; KARA MURAT FATİHİN FERMANI &#8211; Natuk Baytan</p>
<p>1973 &#8211; KADER ÇIKMAZI &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1973 &#8211; KÜÇÜK KOVBOY &#8211; Guido Zurli</p>
<p>1973 &#8211; MERYEM &#8211; Yavuz Yalınkılıç</p>
<p>1973 &#8211; ÖKSÜZLER &#8211; Ertem Göreç</p>
<p>1973 &#8211; ÖLÜME KOŞANLAR &#8211; Natuk Baytan</p>
<p>1974 &#8211; BELALILAR &#8211; Melih Gülen</p>
<p>1974 &#8211; DİYET &#8211; Lütfi Akad</p>
<p>1974 &#8211; DÖRT HERGELE &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1974 &#8211; KİN &#8211; Natuk Baytan</p>
<p>1974 &#8211; PUSU &#8211; Fikret Uçak</p>
<p>1974 &#8211; SEZERCİK KÜÇÜK MÜCAHİT &#8211; Ertem Göreç</p>
<p>1974 &#8211; TUTKU &#8211; Hüsnü Cantürk</p>
<p>1976 &#8211; ATMACA ALİ &#8211; Taner Oğuz</p>
<p>1976 &#8211; BABANIN SUÇU &#8211; Melih Gülgen</p>
<p>1976 &#8211; BİTMEYEN ŞARKI &#8211; Orhan Elmas</p>
<p>1976 &#8211; CAN PAZARI &#8211; Orhan Elmas</p>
<p>1976 &#8211; İNTİKAMCI &#8211; Yavuz Figenli</p>
<p>1976 &#8211; KANUNDAH KAÇAMAZSIN &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1976 &#8211; YALAN &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1977 &#8211; BENİM GİBİ SEVENLER &#8211; Temel Gürsu</p>
<p>1977 &#8211; ÇEŞME &#8211; Temel Gürsu</p>
<p>1977 &#8211; GARİP &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1977 &#8211; HEDEFTEKİ ADAM &#8211; Yavuz Figenli</p>
<p>1977 &#8211; İSTASYON &#8211; Şerif Gören</p>
<p>1978 &#8211; CEVRİYEM &#8211; Memduh Ün</p>
<p>1978 &#8211; DERVİŞ BEY &#8211; Şerif Gören</p>
<p>1978 &#8211; DÜZEN &#8211; Nazmi Özer</p>
<p>1978 &#8211; TATLI NİGAR &#8211; Orhan Aksoy</p>
<p>1979 &#8211; GELİN KAYASI &#8211; Yunus Yılmaz</p>
<p>1979 &#8211; İKİ CAMBAZ &#8211; Natuk Baytan</p>
<p>1979 &#8211; İSYAN &#8211; Orhan Aksoy</p>
<p>1979 &#8211; NAZEY &#8211; Osman Seden</p>
<p>1979 &#8211; YANMIŞIM &#8211; Temel Gürsu</p>
<p>1980 &#8211; CEREN &#8211; Oksal Pekmezoğlu</p>
<p>1980 &#8211; DUY KALBIMIN FERYADINI &#8211; İhsan Yüce</p>
<p>1980 &#8211; KURBAN OLDUĞUM &#8211; Şahin Gök</p>
<p>1981 &#8211; HARMAN SONU &#8211; Yavuz Yalınkılıç</p>
<p>1981 &#8211; SENİ YAKACAKLAR &#8211; Temel Gürsu</p>
<p>1981 &#8211; TOPRAĞIN TERİ &#8211; Natuk Baytan</p>
<p>1982 &#8211; ÇAYDA ÇIRA &#8211; Yücel Uçanoğlu</p>
<p>1982 &#8211; ÇİÇEK DAĞI &#8211; Cevat Okçugil</p>
<p>1983 &#8211; ÇELİK MEZAR &#8211; Oksal Pekmezoğlu</p>
<p>1983 &#8211; ÇOBAN YILDIZI &#8211; Yunus Yılmaz</p>
<p>1984 &#8211; ASILACAK KADIN &#8211; Rahmi Kafadar</p>
<p>1984 &#8211; DELİ FİŞEK &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1984 &#8211; DEV KANI &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1984 &#8211; İFTİRA &#8211; Oksal Pekmezoğlu</p>
<p>1984 &#8211; YANGIN &#8211; Orhan Elmas</p>
<p>1985 &#8211; BİN DEFA ÖLÜRÜM &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1986 &#8211; ALIN YAZIM &#8211; Orhan Elmas</p>
<p>1986 &#8211; GELİN OY &#8211; Yavuz Yalınkılıç</p>
<p>1986 &#8211; GIRGIR HAFİYE &#8211; Cüneyt Arkın</p>
<p>1986 &#8211; SOKAK SAVAŞÇISI &#8211; Cüneyt Arkın</p>
<p>1987 &#8211; ANA YÜREĞİ &#8211; Yavuz Yalınkılıç</p>
<p>1987 &#8211; DAMGA &#8211; Orhan Elmas</p>
<p>1987 &#8211; SEVGİLİ BEBEKLERİM &#8211; Oksal Pekmezoğlu</p>
<p>1987 &#8211; TAPULU IRGAT &#8211; Yavuz Yalınkılıç</p>
<p>1989 &#8211; İLK AŞK &#8211; Fikret Uçak</p>
<p>1990 &#8211; KANIMDAKİ ŞEYTAN &#8211; Yücel Uçanoğlu</p>
<p>1992 &#8211; SÜRGÜN &#8211; Mehmet Tanrısever</p>
<p><em>(Yeni İnsan Yeni Sinema dergisinin 9. sayısında yayınlanmıştır.)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://yenifilm.net/2001/12/portre-erol-tas/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Roger Corman “B” Sinemasının Kralı</title>
		<link>https://yenifilm.net/2001/12/roger-corman-b-sinemasinin-krali/</link>
		<comments>https://yenifilm.net/2001/12/roger-corman-b-sinemasinin-krali/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Dec 2001 09:33:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[yeni Film]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[giovanni scognamillo]]></category>
		<category><![CDATA[portre]]></category>
		<category><![CDATA[yeni insan yeni sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yenifilm.net/?p=607</guid>
		<description><![CDATA[Giovanni Scognamillo / İstanbul Film Festivali bu yıl Hollywood patentli “B” sinemasının gerçek kralını ödüllendiriyor, Roger Corman’ı, dar bütçeli film alanında nerede ise bir devrim kuran fakat aynı zamanda son dönem Amerikan sinemasını da etkileyen bir yönetmen, yapımcı, senaryo yazarı ve kısa rol oyuncusunu. Corman bugün 75 yaşında, yönetmenliğini 1990’da noktalamıştır, “Frankenstein Unbound” (Özgür Frankenstein) ile ama yapımcılığını hızla sürdürüyor bağlı olduğu türlere &#8211; başta bilim kurgu ve korku olmak üzere &#8211; yeni yapımlar katarak. Corman, hiç kuşku yok ki, destansal bir yapımcı yönetmen: 1954 ile 2001 yılları arasında 298 filmin yapımcılığını yapıyor, bunlardan 54 tanesini yönetiyor, 5’inin senaryosunu yazıyor ve 32 filmde de oyuncu olarak görünüyor. Mühendislikten gelen fakat sinemaya kayan tümü ile profesyonel bir sinema adamı, dar bütçelerle çok iyi anlaşabilen, bunları en iyi şekilde değerlendirebilen, bir filmi iki buçuk günde çekebilen (The Little Shop of Horrors / Küçük Korku Dükkanı, 1960 ), en iyi E. A. Poe uyarlamalarına imza atan ve bir dizi yönetmen ve oyuncu yetiştiren: Francis Ford Coppola, Martin Scorsese, Jonathan Demme, Peter Bogdanovitch, James Cameron, Joe Dante, Robert de Niro, Jack Nicholson. “B” sineması tutkunları için Corman, her şeyden önce, ilk “The Little Shop of Horrors”un ve Poe dizisinin yapımcı-yönetmenidir. Ama, tabii ki, sadece [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<h4><span style="color: #993300;"><em>Giovanni Scognamillo /</em> </span></h4>
<p>İstanbul Film Festivali bu yıl Hollywood patentli “B” sinemasının gerçek kralını ödüllendiriyor, Roger Corman’ı, dar bütçeli film alanında nerede ise bir devrim kuran fakat aynı zamanda son dönem Amerikan sinemasını da etkileyen bir yönetmen, yapımcı, senaryo yazarı ve kısa rol oyuncusunu.</p>
<p>Corman bugün 75 yaşında, yönetmenliğini 1990’da noktalamıştır, “Frankenstein Unbound” (Özgür Frankenstein) ile ama yapımcılığını hızla sürdürüyor bağlı olduğu türlere &#8211; başta bilim kurgu ve korku olmak üzere &#8211; yeni yapımlar katarak.</p>
<p>Corman, hiç kuşku yok ki, destansal bir yapımcı yönetmen: 1954 ile 2001 yılları arasında 298 filmin yapımcılığını yapıyor, bunlardan 54 tanesini yönetiyor, 5’inin senaryosunu yazıyor ve 32 filmde de oyuncu olarak görünüyor. Mühendislikten gelen fakat sinemaya kayan tümü ile profesyonel bir sinema adamı, dar bütçelerle çok iyi anlaşabilen, bunları en iyi şekilde değerlendirebilen, bir filmi iki buçuk günde çekebilen (The Little Shop of Horrors / Küçük Korku Dükkanı, 1960 ), en iyi E. A. Poe uyarlamalarına imza atan ve bir dizi yönetmen ve oyuncu yetiştiren: Francis Ford Coppola, Martin Scorsese, Jonathan Demme, Peter Bogdanovitch, James Cameron, Joe Dante, Robert de Niro, Jack Nicholson.</p>
<p>“B” sineması tutkunları için Corman, her şeyden önce, ilk “The Little Shop of Horrors”un ve Poe dizisinin yapımcı-yönetmenidir. Ama, tabii ki, sadece bu değil&#8230;</p>
<p>Roger Corman 1926’da Detroit’da doğuyor, Stanford Üniversitesi’nde mühendislik okuyor ve 1949’da 20th Century Fox yapım şirketine girip öykü çözümleyicisi (story analyst) olarak çalışıyor. Oradan İngiltere’ye geçip Oxford’ta çağdaş İngiliz edebiyatı kurslarını izliyor. Hollywood’a döndüğünde 1953’te ilk senaryosunu satı-yor ve 18.000 Dolarlık bir bütçe ile ilk filmi olan “Monster from the Ocean floor”u (Okyanus Dibindeki Canavar, 1954) çeki-yor canavar filmleri ile John Huston’un (ve Bogart’ın) “Key Largo” filmini hicvederek. Bu ilk çalışması ile American International Pictures şirketine giriyor ve 1957’de dokuz film imza ediyor. Kısa süre içinde Corman eli çabuk ama başarılı bir yapımcı-yönetmen olarak ünleniyor öyle ki 1964 yılında Fransız Film Enstitüsü bir Corman toplu gösterisini düzenliyor.</p>
<p>1966’de Corman’ın “Wild Angels” Venedik Film Festivali’nin açılış filmi olarak seçiliyor ve ertesi yıl, başrolünde Jack Nicholson’un oynadığı “The Trip” (Yolculuk, 1967) ile ilk psikedelik film örneğini veriyor.</p>
<p>1970’te Corman’ın ilk yapım şirketi olan “New World Pictures” kuruluyor. Şirket yapımcılığın yanında yabancı film ithalatını da gerçekleştiriyor ve özellikle İngmar Bergman, François Truffaut, Federico Fellini, Akira Kurosaşa ve Werner Herzog gibi yönetmenlerin yapıtlarını ABD seyircisine tanıtıyor. “New World”u Corman 1983’te satıyor ve “New Horizons” şirketini kuruyor, yapımcılığı eşi ile birlikte sürdü-rerek.</p>
<p>1990’da Roger Corman yaşam öyküsünü yazıyor, sinema anlayışını bir tek başlıkla özetleyerek: “How I made hundred movies and never lost a dime” ya da bir kuruş kaybetmeden nasıl yüzlerce film çektim!</p>
<p>‘50’li yılların sonlarında dünya korku sineması bir “klasiklere dönüş” dönemini yaşadığında Corman, hiç tereddütsüz, E. A. Poe’ya sarılıyor ve çok iyi ediyor. “The fall of the House of Usher” (Usher Malikhanesinin Çöküşü, 1960) ile başlayıp “The tomb of Ligeia”ya (Ligeia’nin Mezarı, 1964) kadar varan ve bugün bile örnek sayılan bir dizi oluşturuyor. Her zaman olduğu gibi bu filmlerini kısa sürede çeki-yor, bir haftada ama birkaç ay süren hazırlıktan sonra, dekordan dekora geçerek ve son derece sağlam bir ekibe dayanarak: filmlere çok şey katan yazar ve senaryocu Richard Matheson, görüntü yönetmeni Floyd Crosby ve oyunculardan Barbara Steele, Vincent Price, Boris Karloff, Basil Rathbone ve Peter Lorre.</p>
<p>Poe’nun sapkın kahramanlarını, soluk kesici mekanlarını, karmaşık ve uçta ruhsal çatışmalarını görüntüleyebilmek çok zor bile olsa Roger Corman, o dönemde, en iyisini yapmaktadır. Böylece Poe dizisi oluşuyor: “The fall of the House of Usher” (Usher Malikhanesinin Çöküşü, 1960), “The pit and the pendulum” (Kuyu ve Sarkaç, 1961), “The premature burial” (Ölmeden Gömülenler, 1961), “Tales of terror” (Korkunç Masallar Kahramanı, 1962), “The Raven” (Kuzgun, 1963) ve İngiltere’de çekilen “The mask of the Red Death” (Kızıl Ölümün Maskesi, 1964) ile diziyi noktalayan “The tomb of Ligeia” (Ligeia’nın Mezarı, 1965).</p>
<p>300’e yakın film imza eden Corman gibi bir yapımcı-yönetmen salt altı/yedi film ile mi anılabilir yoksa?</p>
<p>Corman’ın hem bir sanayii anlayışı hem de tür sinemasının dahilinde anlaşılıp değerlendirilebilmesi için bir “başka” sinema nosyonu üzerine durmak gerekiyor. Yapımcı olarak Corman, mesleğin tecimsel kurallarına uyarak, az masrafla ve kısa süre içinde çok sayıda film üretmekten yanadır (şuna da işaret etmek yerinde olur ki aynı zamanda bir dağıtımcı olan Roger Corman ucuz filmlerinden kazandıklarının bir kısmını Avrupa kökenli sanat filmleri ithal etmeğe ayırmıştır). Yine aynı kurallara uyarak tür sinemasının taraftarıdır. Film dizinine bakıldığında her tür film ile karşılaşmak mümkündür, güldürü ve melodram hariç. Ağırlığı bilim kurgu ve korku filmleri teşkil ediyor &#8211; her iki türün hicvini yapmak pahasına &#8211; ama, dönem dönem, sanayinin trendlerine uygun olarak o uzayıp giden film dizininde “Western”ler, asi gençlik filmleri, savaş filmleri de bulmak mümkündür. Corman bir “marka”dır ve yıllar yılı, yarım yüzyıl boyunca, bu “marka” sürekli olarak ya daha önce yapılanların peşine takılmıştır (“Star Wars”tan sonra Corman ucuz “Star Wars”lar çekiyor, “Jurasic Park”tan sonra Corman bir dizi dinozor filmi imal ediyor) ya da öncü olmaya çalışmıştır, öncülüğünü daha çok güvendiği genç yönetmenleri destekleyerek ama onlara yaptıklarını değil yapmak istediklerini yaptırarak.</p>
<p>Roger Corman İstanbul Film Festivali için adeta bir yeniliktir, Festival ilk kez “B” sinemasına eğilip en büyük ustalarından birini onurlandırmaktadır. Denilecek ki “B” sineması yapmak acaba övünülecek bir durum mu, özellikle bir Sinema Sanatı Festivali söz konusu iken? Kanımca önemli olan şu ya da bu şekilde sinemaya benzer bir sinema yapmaktır ve hiç kuşku yok ki Corman mesleki yaşamı boyunca hem &#8211; bir yönetmen olarak &#8211; bunu zaman zaman başarmıştır hem de başkalarına önderlik etmiştir. Üstelik çok horlanılan “B” sineması üzerinde durup bunun &#8211; Amerikan sinemasının bilinen kural ve kalıpları içinde &#8211; bir (varsa) değerlendirilmesi yapmanın vakti çoktan gelmiştir, hazır etiket ve yorumlardan kurtularak. Bir Hollywood karşıtı sinemayı bağımsızlar oluşturdularsa bu bağımsızların arasında “B” sinemasının de yer aldığını unutmamak gerekiyor.</p>
<p><em>(Yeni İnsan Yeni Sinema dergisinin 9. sayısında yayınlanmıştır.)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://yenifilm.net/2001/12/roger-corman-b-sinemasinin-krali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Portre: Hayati Hamzaoğlu</title>
		<link>https://yenifilm.net/2001/12/portre-hayati-hamzaoglu/</link>
		<comments>https://yenifilm.net/2001/12/portre-hayati-hamzaoglu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Dec 2001 09:44:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator><![CDATA[yeni Film]]></dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[nalan söylemez]]></category>
		<category><![CDATA[portre]]></category>
		<category><![CDATA[yeni insan yeni sinema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://yenifilm.net/?p=585</guid>
		<description><![CDATA[Nalan Söylemez / Yeşilçam sineması denilince genellikle sinemanın en verimli olduğu 60&#8217;lı, 70&#8217;li yıllar ve o yıllarda seyircinin sıkça görmeye alışık olduğu yüzler gelir aklımıza. Çoğu zaman filmlerde karakter rolleri ile yer alan, az sayıda bile olsa filmin baş kahramanı olmayı başaran yardımcı oyuncularımızın Türk filmlerinin bel kemiğini oluşturdukları tartışılmaz bir gerçektir. Türk sinemasında bir kuşak olan bu oyuncularımızın pek çoğu bugün aramızda değiller. Örneğin gerek fiziği gerekse de oyun tarzı ile karakter oyuncuları arasında önemli bir yer edinen ve yakın bir tarihte kaybettiğimiz Hayati Hamzaoğlu gibi. Tüm yaşamına sığdırdığı sinema serüvenine 1953&#8217;de figüran olarak başlayan oyuncu, Türk sinemasının en önemli karakterleri arasında yer alır. Abartıdan uzak, doğal ve ölçülü oyunculuğu ile gerçek hayata uygun tipler çizmeyi başarır ve daha çok kötü adam rolleri ile tanınır. Sinemada daima zor rollerin adamı olan Hayati Hamzaoğlu, güldürüye ya da melodrama kaçmadan, canlandırdığı tiplerle gerçekleri olduğu gibi seyirciye vermeye çalışmıştır. 5 Mart 1933&#8217;te Trabzon&#8217;da dünyaya gelen oyuncu, 1942 yılında ailesi ile birlikte İstanbul&#8217;a yerleşir. İlkokulu bitirdikten sonra kunduracılık, dökümcülük, kuyumculuk&#8230; vb. gibi değişik işlerde çalışır. Sinemaya girişi bir rastlantı sonucu olur. Kuyumculukla uğraştığı yıllarda, tesadüfen karşılaştığı prodüksiyon amiri Sadri Karan “Yakında bir film çekiliyor, fiziğin çok uygun, oynamak ister misin?” diye sorar. O [...]]]></description>
				<content:encoded><![CDATA[<h4><em><span style="color: #993300;">Nalan Söylemez /</span> </em></h4>
<p>Yeşilçam sineması denilince genellikle sinemanın en verimli olduğu 60&#8217;lı, 70&#8217;li yıllar ve o yıllarda seyircinin sıkça görmeye alışık olduğu yüzler gelir aklımıza. Çoğu zaman filmlerde karakter rolleri ile yer alan, az sayıda bile olsa filmin baş kahramanı olmayı başaran yardımcı oyuncularımızın Türk filmlerinin bel kemiğini oluşturdukları tartışılmaz bir gerçektir.</p>
<p>Türk sinemasında bir kuşak olan bu oyuncularımızın pek çoğu bugün aramızda değiller. Örneğin gerek fiziği gerekse de oyun tarzı ile karakter oyuncuları arasında önemli bir yer edinen ve yakın bir tarihte kaybettiğimiz Hayati Hamzaoğlu gibi.</p>
<p>Tüm yaşamına sığdırdığı sinema serüvenine 1953&#8217;de figüran olarak başlayan oyuncu, Türk sinemasının en önemli karakterleri arasında yer alır. Abartıdan uzak, doğal ve ölçülü oyunculuğu ile gerçek hayata uygun tipler çizmeyi başarır ve daha çok kötü adam rolleri ile tanınır. Sinemada daima zor rollerin adamı olan Hayati Hamzaoğlu, güldürüye ya da melodrama kaçmadan, canlandırdığı tiplerle gerçekleri olduğu gibi seyirciye vermeye çalışmıştır.</p>
<p>5 Mart 1933&#8217;te Trabzon&#8217;da dünyaya gelen oyuncu, 1942 yılında ailesi ile birlikte İstanbul&#8217;a yerleşir. İlkokulu bitirdikten sonra kunduracılık, dökümcülük, kuyumculuk&#8230; vb. gibi değişik işlerde çalışır.</p>
<p>Sinemaya girişi bir rastlantı sonucu olur. Kuyumculukla uğraştığı yıllarda, tesadüfen karşılaştığı prodüksiyon amiri Sadri Karan “Yakında bir film çekiliyor, fiziğin çok uygun, oynamak ister misin?” diye sorar. O ise fazla düşünmeden bu teklifi kabul eder ve birkaç gün sonra yönetmenliğini Suavi Tedü&#8217;nün yaptığı Köy Çocuğu* filmi ile ilk kez beyaz perdede görünür. Görünür diyoruz çünkü büyük heyecanlarla işe başlayan Hamzaoğlu filmde figüran olarak yer almaktadır. Bu olaydan sonra kuyumculuğa bir süre ara verir, oyunculuk işini daha yakından görmek ve biraz da tecrübe edinebilmek için film setlerinde dolaşır. İlk diyaloglu rolünü Aydın Arakon&#8217;un Tuzak Oteli (1956)&#8217;inde oynar. Filmin bir kumarhane sahnesinde Neriman Köksal&#8217;ın fedailerinden birisini canlandırmaktadır. Bir süre sonra Kemal Film&#8217;den teklif alır; Bir Avuç Toprak (Osman Seden, 1957), Altın Kafes (Osman Seden, 1958), Beraber Ölelim (Osman Seden, 1958) ve Çapa Film için hazırlanan Tilki Leman (Nejat Saydam)&#8217;da çeşitli rollerde görünür. Bütün bu filmlerde oynadığı irili ufaklı roller Hamzaoğlu&#8217;nun film piyasasında bir süre sonra tanınmasını ve tecrübe edinmesini sağlar.</p>
<p>İlk büyük rolünü Adalı film için çekilen “Zavallı Kız” (Hicri Akbaşlı, 1959)&#8217;da Nevin Aypar&#8217;la paylaşır. İlk kez başrol oynadığı film ise bir gangsteri canlandırdığı 1961&#8217;de (1962&#8217;de olabilir) Fikret Uçak tarafından çekilen “Ölüm Kayalıkları” olur. 1969&#8217;da gerçekleştirilen Adana I. Altın Koza Film Şenliği&#8217;nde Metin Erksan&#8217;ın yönetmenliğini yaptığı “Kuyu” filminde en iyi yardımcı aktör ödülünü kazanan oyuncu, yıllar sonra Melih Gülgen&#8217;e İnsan Hakları Vakfı ödülünü kazandıran Tatar Ramazan (1990) filmindeki Abdurrahman Çavuş rolü ile Altın Koza ödülüne tekrar layık görülür.</p>
<p>Gerek köyde gerekse şehirde kanun dışı, kötü adamı canlandırır. Köyünün eşkıyası olup dağlara çıkar, ağası olup halkına zulmeder, ağanın adamıyken zalimleşir şehre indiğinde ise; İstanbul&#8217;un türlü olumsuzlukları içinde gücünü, benzer şekillerde farklı rollerde ayakta tutmaya çalışır. Hayata karşı sürekli direnen karakterlerle, daha çok şehrin arka yüzünde, bazen bir tetikçi ya da mafyacı bazen de çete reisi ya da bir soyguncu olarak çıkar karşımıza.</p>
<p>Çoğunlukla filmlerde kötü adamı oynayan Hamzaoğlu&#8217;nun kötülüğünde ise ayrı bir çekicilik vardır. Temelde fiziğinden gelen bu özelliği ile, oynadığı kötü tiplere kendine has bir gizem katar. İyi ya da kötü her zaman mücadele eden, ayakta duran, başkaldıran, hangi ortamın adamı olursa olsun güçlü olmak için uğraş veren karakterlerle beyaz perdede rol bulur.</p>
<p>1958&#8217;de Metin Erksan&#8217;la Dokuz Dağın Efesi&#8217;nde ilk oyunculuk deneyimini yapan Hamzaoğlu, 1960&#8217;da Gecelerin Ötesi ile ikinci defa Erksan&#8217;ın yönetiminde oynama fırsatını bulur. Kadir Savun, Erol Taş, Metin Ersoy, Oktar Durukan, Suphi Kaner, Ziya Metin ve Yılmaz Gruda gibi dönemin önemli karakter oyuncularının de yer aldığı, ülkenin toplumsal ve siyasal açmazlarını ilk kez gerçekçi bir yaklaşımla ele alan Gecelerin Ötesi&#8217;inde, geleceğe umutla bakan son derece genç bir Hamzaoğlu çıkar karşımıza.</p>
<p>Oyuncu sinemadaki asıl çıkışını Orhan Elmas&#8217;ın yönettiği Duvarların Ötesi (1964) filmindeki Halıcı karakteri ile yapar. Halıcı altı yaşındaki bir kız çocuğuna tecavüz edip öldürmekten idam cezası verilmiş bir mahkumdur. Kendisi gibi idama mahkum edilen ya da müebbet yiyen birkaç arkadaşı ile hapishaneden kaçar. Kaybedecek bir şeyi yoktur. İçerisi onun için ne kadar ölüm getiriyorsa, dışarısı da o kadar özgürlük ve hayattır. Uzun bir kovalamacanın ardından depo olarak kullanılan bir binaya sığınırlar. Bir de rehineleri vardır tabi. Binada sıkışıp kalan mahkumlar çıkış için çareler ararken Halıcı kurtuluşu onları ele vermekte bulur. Ancak sıkışıp kaldıkları bu yerde yeni bir kanun oluşturan mahkumlar çoktan idam cezasını vermiştir Halıcıya&#8230;</p>
<p>1964 oyuncunun sinema kariyerinde önemli bir yıl olur. Bu tarihten itibaren &#8211; içeriği ayrıca değerlendirilebilir- çok sayıda filmde rol almaya başlar. Haracıma Dokunma (1965)&#8217;da bir kabadayı, Silaha Yeminliyim (1965)&#8217;de kan davası yüzünden adam öldüren bir hasımı, Davudo (1965)&#8217;da bir eşkıyayı, Beyoğlunda Vuruşanlar (1966)&#8217;da gaddar bir çete reisini, Mezarını Hazırla (1966)&#8217;da işsiz güçsüz bir serseriyi, Acı (1971)&#8217;da intikam peşindeki bir kasaba kabadayısını, Gülsüm Ana (1982)&#8217;da ise acımasız bir ağayı canlandırır.</p>
<p>Metin Erksan&#8217;ın Kur&#8217;an&#8217;ın bir suresinden hareket ederek “Kadınlara iyi davranın” temasını işlemeyi amaçladığı Kuyu (1968)&#8217;da filmin baş kahramanı olan Osman&#8217;ı oynar. Daha çok yönetmenin karasevda anlayışının bir ifadesi olan Osman tiplemesi ile oyuncu kendisine tıpatıp uyan ve çizgisini vurgulayarak sürdüren bir karakter çizer.</p>
<p>Osman tutkunu olduğu kızı (Nil Göncü) kaçırır, kız ise kaçar ve tekrar yakalanır. Osman&#8217;ın tecavüzüne rağmen hala direnmekte ve onu istememektedir. Osman ise kararını çoktan vermiştir bile&#8230; İlkel tutkusu ile hoyratça sevmektedir. Daha ötesi yoktur, kızın tüm çabaları boşunadır. Eğer erkek isterse zorbalıkla da olsa sevgisini, tutkusunu ortaya koyar. Ona göre doğal ya da doğru olanı da budur. Zaten töreler de aynı şeyi söylemiyor mu? “Erkek isterse olur istemezse olmaz”&#8230; Erkek severse yeterli olur diye düşünür Osman, bastıramadığı hoyrat ve ilkel sevgisini doğrularcasına. Öylesine kararlı ve isteklidir ki jandarmalar tarafından yakalanıp hapse giren Osman çıkar çıkmaz kızı tekrar kaçırır. Belinden bir iple bağlar ve peşinden sürükler. En son sürüklendikleri yer bir kuyu başıdır. Osman su almak için kuyuya girer. Fatma&#8217;nın kini, acısı onu intikam almaya iter ve yerden bulduğu taşları kuyunun içine atar. Fatma&#8217;nın direnişi, törelere ya da kadere boyun eğmeyişi, başkaldırısı, Osman&#8217;ın ve kendisinin sonunu hazırlar.</p>
<p>1975 yılında Memduh Ün&#8217;ün yönettiği Ağrı Dağı Efsanesi filminde ise törelere karşı gelen bir oba beyini oynamaktadır. Mahmut Han (Hayati Hamzaoğlu)&#8217;a Erzurum Paşası tarafından bir kır at hediye edilir. Ancak at günün birinde bir dağlının kapısı önünde durunca işler karışır. Törelere göre böyle bir durumda at hak yadigarıdır ve geri verilmez. Bunun üzerine Mahmut Han dağlının obasına saldırır. Mahmut Han törelere karşı gelmiştir. Bu ara Han&#8217;ın kızıyla dağlı Ahmet birbirlerini sevmektedirler. Han kızını Ahmet&#8217;e vermek için şart koşar. Ağrı Dağı&#8217;nın tepesine bir ateş yakmasını yani imkansızı ister. Ancak Ahmet bu ateşi yakar. Yenildiğini anlayan Han kendini asar.</p>
<p>60&#8217;lı 70&#8217;li yıllarda Yılmaz Güney&#8217;in yönetmenliğini yaptığı (1968 Seyyit Han &#8211; Toprağın Gelini, 1969 Aç Kurtlar, Bir Çirkin Adam, 1971 Acı, Ağıt, Umutsuzlar, Vurguncular) ya da rol aldığı (1965 Davudo, Haracıma Dokunma, Silaha Yeminliyim, Üçünüzü de Mıhlarım, Yaralı Kartal, 1967 Şeytanın Oğlu, 1968 Beyoğlu Canavarı, Can Pazarı, 1970 İntikam Kan İle Yazılır) pek çok filmde Güney ile beraber oynama fırsatı bulur. Nedir ki Güney&#8217;in bu filmlerinde oyuncuya daha değişik karakterler çizme fırsatı pek verilmez (Umutsuzlar&#8217;da örneğin nerede ise bir çeşit figürandır ).</p>
<p>Türk sinemasında karakter oyunculuğunda öze inip sadece kötü adam tiplemelerini değerlendirdiğimizde her ne kadar birbirine benzer gibi görünse de iki isim çıkar karşımıza. Bunlardan biri Erol Taş diğeri ise Hayati Hamzaoğlu&#8217;dur. İkisi de oyunculuk formasyonu olmayan tamamen alaydan yetişmiş olmakla birlikte, sergiledikleri oyunculuk sinemada aranan doğallık ve inandırıcılıkla paralel gitmiştir. Ancak bu oyuncuları birbirinden ayıran özellikler de bulunmaktadır&#8230; Sinemanın &#8211; komediler hariç- her türünde oynayan bir Erol Taş&#8217;a karşın Hayati Hamzaoğlu, pembe dünyalar kuran ya da trajik sonlarla biten melodramlardan uzak durmuştur. Hamzaoğlu&#8217;nu Taş&#8217;tan ayıran bir diğer özellik ise, oynadığı rol, çalıştığı yönetmen ya da türü ne olursa olsun genelde oyuna hakim ve de abartısız yalın tarzı olmuştur.</p>
<p>Bugün eski Türk filmlerini yeniden izlediğimizde karşımıza bir gerçek çıkar ki o da kendi içinde starlar yaratan Yeşilçam sinemasında karakter oyuncularının da seyircinin gözünde birer star olmayı başarabilmesidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>Notlar:</em></p>
<p><em>* Hamzaoğlu&#8217;nun oynadığı ilk filme ilişkin kaynaklar arasında gerek tarih gerekse de filmdeki konumuna ilişkin çelişkiler bsulunuyor. Bu bilgileri tek tek sıraladığımızda dört değişik çelişki çıkıyor ortaya:</em></p>
<ol>
<li><em>Suavi Tedü&#8217;nün Halk Film için çektiği Köy Çocuğu filminde figüran olarak beyaz perdeye ilk adımını atar. (Artist dergisi, Hayati Hamzaoğlu ile ilgili yapılan bir söyleşi)</em></li>
<li><em>Atilla Dorsay ile Turhan Gürkan&#8217;ın birlikte hazırladıkları Sinema Ansiklopedisi&#8217;nde Köy Çocuğu filminin 1955 yılında çekildiği ve Hamzaoğlu&#8217;nun ise bu filmde aldığı küçük bir rol ile sinemaya başladığı belirtiliyor.</em></li>
<li><em>Erman Şener&#8217;in hazırladığı Ses Sanatçıları Ansiklopedisi&#8217;nde ise Köy Çocuğu filminin 1954&#8217;te çekildiği ve Hamzaoğlu&#8217;nun bu filmde başrolde oynadığı belirtilmiştir.</em></li>
<li><em>Ağah Özgüç Türk Filmleri Sözlüğü&#8217;nde ise Köyün Çocuğu adı ile Fatma Andaç ile başrolde 1953 olarak geçmektedir.</em></li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<h3>HAYATİ HAMZAOĞLU&#8217;NUN TEMEL FİLM DİZİNİ</h3>
<p>1953 &#8211; KÖYÜN ÇOCUĞU &#8211; Suavi Tedü</p>
<p>1956 &#8211; TUZAK OTELİ &#8211; Aydın Arakon</p>
<p>1956 &#8211; YAYLA GÜZELİ GÜL AYŞE &#8211; Muharrem Gürses</p>
<p>1957 &#8211; BİR AVUÇ TOPRAK &#8211; Osman Seden</p>
<p>1958 &#8211; ALTIN KAFES &#8211; Osman Seden</p>
<p>1958 &#8211; BERABER ÖLELİM &#8211; Osman Seden</p>
<p>1958 &#8211; DOKSANDOKUZ MUSTAFA &#8211; Sami Ayanoğlu</p>
<p>1958 &#8211; DOKUZ DAĞIN EFESİ &#8211; Metin Erksan</p>
<p>1958 &#8211; TİLKİ LEMAN &#8211; Nejat Saydam</p>
<p>1959 &#8211; ZAVALLI KIZ &#8211; Hicri Akbaşlı</p>
<p>1960 &#8211; GECELERİN ÖTESİ &#8211; Metin Erksan</p>
<p>1960 &#8211; SONSUZ ACI &#8211; T.Fikret Uçak</p>
<p>1960 &#8211; TELLİ KURŞUN &#8211; Çetin Karamanbey</p>
<p>1961 &#8211; BAHARIN GÜLLERİ AÇTI &#8211; Muharrem Gürses</p>
<p>1961 &#8211; KIZIL VAZO &#8211; Atıf Yılmaz</p>
<p>1961 &#8211; ÖLÜM KAYALIKLARI &#8211; T.Fikret Uçak</p>
<p>1962 &#8211; BEŞ KARDEŞTİRLER &#8211; Atıf Yılmaz</p>
<p>1962 &#8211; CAN EVİMDEN VURDULAR &#8211; Sırrı Gültekin</p>
<p>1962 &#8211; KANUN KANUNDUR &#8211; Türker İnanoğlu</p>
<p>1963 &#8211; HARMANDALI EFENİN İNTİKAMI &#8211; Çetin Karamanbey</p>
<p>1964 &#8211; ATÇALI KEL MEHMET &#8211; Asaf Tengiz</p>
<p>1964 &#8211; CEHENNEM ARKADAŞLARI &#8211; Tarık Dursun Kakınç</p>
<p>1964 &#8211; DUVARLARIN ÖTESİ &#8211; Orhan Elmas</p>
<p>1964 &#8211; İSTANBULUN KIZLARI &#8211; Halit Refiğ</p>
<p>1964 &#8211; KANUN KARŞISINDA &#8211; Memduh Ün</p>
<p>1964 &#8211; KEŞANLI ALİ DESTANI &#8211; Atıf Yılmaz</p>
<p>1965 &#8211; AKREP KUYRUĞU &#8211; Cevat Şahiner</p>
<p>1965 &#8211; BİTMEYEN KAVGA &#8211; Kemal İnci</p>
<p>1965 &#8211; BİZE TÜRK DERLER &#8211; Nuri Akıncı</p>
<p>1965 &#8211; BÜYÜK ŞEHRİN KANUNU &#8211; Cavit Yürüklü</p>
<p>1965 &#8211; DAVUDO &#8211; Hasan Kazankaya</p>
<p>1965 &#8211; HARACIMA DOKUNMA &#8211; Hasan Kazankaya</p>
<p>1965 &#8211; HÜLYA &#8211; Nevzat Pesen</p>
<p>1965 &#8211; MURADIN TÜRKÜSÜ &#8211; Atıf Yılmaz</p>
<p>1965 &#8211; ÖLÜM ÇEMBERİ &#8211; Aram Gülyüz</p>
<p>1965 &#8211; SİLAHA YEMİNLİYİM &#8211; Kemal İnci</p>
<p>1965 &#8211; SOKAKLAR YANIYOR &#8211; Bilge Olgaç</p>
<p>1965 &#8211; ŞEYTANIN KURBANLARI &#8211; Arşavir Alyanak</p>
<p>1965 &#8211; ÜÇÜNÜZÜ DE MIHLARIM &#8211; Bilge Olgaç</p>
<p>1965 &#8211; YALANCI &#8211; Orhan Aksoy</p>
<p>1965 &#8211; YARALI KARTAL &#8211; Tarık Dursun Kakınç</p>
<p>1965 &#8211; YARINA BOŞ VER &#8211; Baki Çallıoğlu</p>
<p>1966 &#8211; ANADOLU KANUNU &#8211; Hasan Kazankaya</p>
<p>1966 &#8211; AŞK MÜCADELESİ &#8211; Türker İnanoğlu</p>
<p>1966 &#8211; BEYOĞLUNDA VURUŞANLAR &#8211; Ertem Göreç</p>
<p>1966 &#8211; BIÇAKLAR FORA &#8211; Hasan Kazankaya</p>
<p>1966 &#8211; BİR MİLLET UYANIYOR &#8211; Ertem Eğilmez</p>
<p>1966 &#8211; FEDAİLER &#8211; Kayahan Arıkan</p>
<p>1966 &#8211; GAVUR DAĞIN EŞKİYASI &#8211; Kayahan Arıkan</p>
<p>1966 &#8211; MEZARINI HAZIRLA &#8211; Yücel Uçanoğlu</p>
<p>1966 &#8211; SİLAHLAR PATLAYINCA &#8211; Orhan Elmas</p>
<p>1967 &#8211; ÇELİK BİLEK &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1967 &#8211; KANUNSUZ TOPRAK &#8211; Bilge Olgaç</p>
<p>1967 &#8211; KİLİNG CANİLERE KARŞI &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1967 &#8211; KURBANLIK KATİL &#8211; Lütfi Akad</p>
<p>1967 &#8211; ORTAŞARK YANIYOR &#8211; Zafer Davutoğlu</p>
<p>1967 &#8211; SİLAHLARI ELLERİNDE ÖLDÜLER &#8211; Feyzi Tuna</p>
<p>1967 &#8211; ŞEYTANIN OĞLU &#8211; Mehmet Aslan</p>
<p>1968 &#8211; AFFEDİLMEYEN SUÇ &#8211; Nazmi Özer</p>
<p>1968 &#8211; BEŞ ASİ ADAM &#8211; Tolgay Ziyal</p>
<p>1968 &#8211; BEYOĞLU CANAVARI &#8211; Ertem Göreç</p>
<p>1968 &#8211; CAN PAZARI/ÖLECEKSİN &#8211; Ertem Göreç</p>
<p>1968 &#8211; KÖROĞLU &#8211; Atıf Yılmaz</p>
<p>1968 &#8211; KUYU &#8211; Metin Erksan</p>
<p>1968 &#8211; PAYDOS &#8211; Ülkü Erakalın</p>
<p>1968 &#8211; SEYYİT HAN/TOPRAĞIN GELİNİ &#8211; Yılmaz Güney</p>
<p>1968 &#8211; SİNANOĞLU&#8217;NUN DÖNÜŞÜ &#8211; Yavuz Yalınkılıç</p>
<p>1969 &#8211; AÇ KURTLAR &#8211; Yılmaz Güney</p>
<p>1969 &#8211; BEŞİKTEKİ MİRAS &#8211; Nuri Ergün</p>
<p>1969 &#8211; BİR ÇİRKİN ADAM &#8211; Yılmaz Güney</p>
<p>1969 &#8211; CESUR KABADAYI &#8211; Yavuz Yalınkılıç</p>
<p>1969 &#8211; ÇILGINLAR CEHENNEMİ &#8211; Yücel Uçanoğlu</p>
<p>1969 &#8211; GÜL AYŞE &#8211; Abdurrahman Palay</p>
<p>1969 &#8211; İKİ GÜNAHSIZ KIZ &#8211; Bölüm 1, YILIN KADINI DEĞİL &#8211; Metin Erksan</p>
<p>1969 &#8211; KANLI AŞK &#8211; Mehmet Aslan</p>
<p>1969 &#8211; KANLI ŞAFAK &#8211; Bilge Olgaç</p>
<p>1969 &#8211; KENDİ DÜŞEN AĞLAMAZ &#8211; Abdurrahman Palay</p>
<p>1969 &#8211; OSMAN EFE &#8211; Semih Evin</p>
<p>1969 &#8211; ÖLÜM ŞART OLDU &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1969 &#8211; SÜRGÜNLER &#8211; Savaş Eşici</p>
<p>1969 &#8211; VATANSIZLAR &#8211; Yavuz Figenli</p>
<p>1969 &#8211; YİĞİT ANADOLUDAN ÇIKAR &#8211; Seyfi Havaeri</p>
<p>1970 &#8211; ADIM KAN SOYADIM SİLAH &#8211; Sırrı Gültekin</p>
<p>1970 &#8211; ANADOLU KİNİ &#8211; Yavuz Figenli</p>
<p>1970 &#8211; ASİ VE CESUR &#8211; Savaş Eşici</p>
<p>1970 &#8211; AŞK VE TABANCA &#8211; Mehmet Aslan</p>
<p>1970 &#8211; ÇARŞAMBAYI SEL ALDI &#8211; Mehmet Aslan</p>
<p>1970 &#8211; DAĞLARIN KARTALI &#8211; Feyzi Tuna</p>
<p>1970 &#8211; DÖNME BANA SEVGİLİM &#8211; Sırrı Gültekin</p>
<p>1970 &#8211; DÖRT KABADAYI &#8211; Cevat Şahiner</p>
<p>1970 &#8211; GÜNAHSIZ KATİLLER &#8211; Nazmi Özer</p>
<p>1970 &#8211; İNTİKAM KAN İLE YAZILIR &#8211; Mehmet Aslan</p>
<p>1970 &#8211; KARA PEÇE &#8211; Memduh Ün</p>
<p>1970 &#8211; KISKANIRIM SENİ &#8211; Mehmet Aslan</p>
<p>1970 &#8211; MEÇHUL KADIN &#8211; Duygu Sağıroğlu</p>
<p>1970 &#8211; ÖLECEKSEK ÖLELİM &#8211; Orhan Elmas</p>
<p>1970 &#8211; YIĞITLERİN DÖNÜŞÜ &#8211; Savaş Eşici</p>
<p>1971 &#8211; ACI &#8211; Yılmaz Güney</p>
<p>1971 &#8211; AĞIT &#8211; Yılmaz Güney</p>
<p>1971 &#8211; AVARE KALBİM &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1971 &#8211; BEŞ İDAMLIK ADAM &#8211; Alev Akakar</p>
<p>1971 &#8211; DON KİŞOT SAHTE ŞÖVALYE &#8211; Semih Evin</p>
<p>1971 &#8211; İNTİKAM SAATI &#8211; Yavuz Figenli</p>
<p>1971 &#8211; İNTİKAM KARTALLARI &#8211; Remzi Jöntürk</p>
<p>1971 &#8211; KARA CELLAD &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1971 &#8211; KARA MEMED &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1971 &#8211; KELOĞLAN ARAMIZDA &#8211; Sırrı Gültekin</p>
<p>1971 &#8211; KEREM İLE ASLI &#8211; Orhan Elmas</p>
<p>1971 &#8211; MEZARINI KAZ BENİ BEKLE &#8211; Savaş Eşici, Günay Kosova</p>
<p>1971 &#8211; ÖLDÜREN YUMRUK &#8211; Melih Gülgen</p>
<p>1971 &#8211; RÜZGAR MURAT &#8211; Temel Gürsu</p>
<p>1971 &#8211; SEVİMLİ HIRSIZ &#8211; Yavuz Figenli</p>
<p>1971 &#8211; ŞAHİNLER DİYARI &#8211; İlhan Arakon</p>
<p>1971 &#8211; ŞEYTANA UYDUK BİR KERE &#8211; Ferit Ceylan</p>
<p>1971 &#8211; UMUTSUZLAR &#8211; Yılmaz Güney</p>
<p>1971 &#8211; VURGUNCULAR &#8211; Yılmaz Güney</p>
<p>1971 &#8211; ZAPATA &#8211; Melih Gülgen</p>
<p>1972 &#8211; ASLANLARIN ÖLÜMÜ &#8211; Osman Seden</p>
<p>1972 &#8211; BASKIN &#8211; Yılmaz Atadeniz</p>
<p>1972 &#8211; BİTİRİM KEMAL &#8211; Birsen Kaya</p>
<p>1972 &#8211; CEVRİYENİN KIZLARI &#8211; Temel Gürsu</p>
<p>1972 &#8211; DELİ &#8211; Aykut Düz</p>
<p>1972 &#8211; DELİOĞLAN &#8211; Tunç Başaran</p>
<p>1972 &#8211; HESAPTA BU YOKTU &#8211; Abdurrahman Palay</p>
<p>1972 &#8211; KAMALI&#8217;NIN İNTİKAMI &#8211; Nuri Akıncı</p>
<p>1972 &#8211; KAN DÖKMEZ REMZİ &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1972 &#8211; KORKUSUZ AŞIKLAR &#8211; Vedat Türkali</p>
<p>1972 &#8211; KURT BEY &#8211; Süreyya Duru</p>
<p>1972 &#8211; SARI ÖKÜZ PARASI &#8211; Nişan Hançer</p>
<p>1972 &#8211; SÜPER ADAM İSTANBUL&#8217;DA &#8211; Yavuz Yalınkılıç</p>
<p>1972 &#8211; TÖVBEKAR &#8211; Osman Seden</p>
<p>1973 &#8211; BİLAL-İ HABEŞ &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1973 &#8211; ÇILGIN GANGSTER &#8211; Necatı Er</p>
<p>1973 &#8211; KARA OSMAN &#8211; Yücel Uçanoğlu</p>
<p>1973 &#8211; KARATECİ KIZ &#8211; Türker İnanoğlu</p>
<p>1973 &#8211; KIZGIN TOPRAK &#8211; Feyzi Tuna</p>
<p>1973 &#8211; MACERAYA BAYILIRIM &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1973 &#8211; SİYAH ELDİVENLİ ADAM &#8211; Mehmet Aslan</p>
<p>1973 &#8211; YANAŞMA &#8211; Duygu Sağıroğlu</p>
<p>1974 &#8211; DADAŞ FIRAT &#8211; Birsen Kaya</p>
<p>1974 &#8211; HAMAMA GİREN TERLER &#8211; Bruno Corbucci</p>
<p>1974 &#8211; İNTİKAM &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1974 &#8211; ÖFKENİN BEDELİ &#8211; Sırrı Gültekin</p>
<p>1974 &#8211; TÜRK ASLANLARI &#8211; Tanser Akın</p>
<p>1975 &#8211; AĞRI DAĞI EFSANESİ &#8211; Memduh Ün</p>
<p>1975 &#8211; AH NEREDE &#8211; Orhan Aksoy</p>
<p>1975 &#8211; EN BÜYÜK PATRON &#8211; Fikret Hakan</p>
<p>1975 &#8211; KRAL BENİM &#8211; Çetin İnanç</p>
<p>1975 &#8211; ŞAFAKTA BULUŞALIM &#8211; Orhan Aksoy</p>
<p>1975 &#8211; ZIMBALA BİLAL/ HER YOL SANA HELAL &#8211; Kayahan Arıkan</p>
<p>1976 &#8211; MAĞLUP EDİLMEYENLER &#8211; Atıf Yılmaz</p>
<p>1976 &#8211; TEPEDEKİ EV &#8211; Remzi Jöntürk</p>
<p>1977 &#8211; AKREP YUVASI &#8211; Melih Gülgen</p>
<p>1980 &#8211; AYRILIK KOLAY DEĞİL &#8211; Temel Gürsu</p>
<p>1981 &#8211; ACI GERÇEKLER &#8211; Remzi Jöntürk</p>
<p>1981 &#8211; DÖRT GELİNE DÖRT DAMAT &#8211; Oksal Pekmezoğlu</p>
<p>1981 &#8211; SEVDALIM &#8211; Oksal Pekmezoğlu</p>
<p>1981 &#8211; TAKİP &#8211; Remzi Jöntürk</p>
<p>1982 &#8211; AĞLAYAN GÜLMEDİ Mİ ? &#8211; Remzi Jöntürk</p>
<p>1982 &#8211; GÜLSÜM ANA &#8211; Memduh Ün</p>
<p>1982 &#8211; KAÇAK &#8211; Memduh Ün</p>
<p>1982 &#8211; KADER BİZE DÜŞMAN MI ? &#8211; Ümit Efekan</p>
<p>1982 &#8211; LEYLA İLE MECNUN &#8211; Halit Refiğ</p>
<p>1982 &#8211; SEVENLER ÖLMEZ &#8211; Savaş Eşici</p>
<p>1982 &#8211; TOMRUK &#8211; Şerif Gören</p>
<p>1983 &#8211; CAN KURBAN &#8211; Remzi Jöntürk</p>
<p>1983 &#8211; ÇELİK MEZAR &#8211; Oksal Pekmezoğlu</p>
<p>1983 &#8211; ÇOCUKLAR ÇİÇEKTİR &#8211; Yaşar Seriner</p>
<p>1983 &#8211; İKİMİZ DE SEVDİK &#8211; Remzi Jöntürk</p>
<p>1983 &#8211; KAHIR &#8211; Osman Seden</p>
<p>1983 &#8211; KAHREDEN KURŞUN &#8211; Aykut Düz, Hüsnü Çetiner</p>
<p>1984 &#8211; DERTLERİN SAHİBİ &#8211; Fikret Tınaz</p>
<p>1984 &#8211; GECELERİN ADAMI &#8211; Fikret Tınaz</p>
<p>1984 &#8211; HALK DÜŞMANI &#8211; Remzi Jöntürk</p>
<p>1984 &#8211; KARANFİLLİ NACİYE &#8211; Osman Seden</p>
<p>1984 &#8211; SEVDALANDIM &#8211; İbrahim Tatlıses</p>
<p>1985 &#8211; BÜYÜK GÜNAH &#8211; Engin Temizer</p>
<p>1985 &#8211; SEVGİ DAMLACIKLARI &#8211; Eser Zorlu</p>
<p>1986 &#8211; ÇOBAN AŞKI &#8211; Mümtaz Alpaslan</p>
<p>1986 &#8211; KRAL AFFETMEZ &#8211; Cüneyt Arkın</p>
<p>1986 &#8211; OTELDEKİ CİNAYET &#8211; Aykut Düz</p>
<p>1986 &#8211; SENİ SEVMEYEN ÖLSÜN &#8211; Yavuz Figenli</p>
<p>1986 &#8211; VEDA TÜRKÜSÜ &#8211; Yücel Uçanoğlu</p>
<p>1986 &#8211; YAYGARA &#8211; Kartal Tibet</p>
<p>1987 &#8211; ÇAKIRCALI MEHMET EFE &#8211; Fikret Uçak</p>
<p>1987 &#8211; EFELERİN DİYARI &#8211; Fikret Uçak</p>
<p>1987 &#8211; HAZRETİ AYŞE &#8211; Yunus Yılmaz</p>
<p>1987 &#8211; KAN ÇİÇEK AÇTI &#8211; Necati Er</p>
<p>1987 &#8211; KUŞATMA 2 &#8211; Necati Er</p>
<p>1987 &#8211; MAYIN &#8211; Fikret Uçak</p>
<p>1987 &#8211; SULTAN &#8211; Yavuz Yalınkılıç</p>
<p>1987 &#8211; YARALI CAN &#8211; Remzi Jöntürk</p>
<p>1988 &#8211; AŞKA VAKİT YOK &#8211; Yavuz Yalınkılıç</p>
<p>1988 &#8211; CANIM &#8211; Engin Temizer</p>
<p>1988 &#8211; HER ŞEY GÜZELDİR &#8211; Nejat Gürsoy</p>
<p>1989 &#8211; LEKE &#8211; Mehmet Aydın</p>
<p>1990 &#8211; TATAR RAMAZAN &#8211; Melih Gülgen</p>
<p>(Kaynak: Agah Özgüç, Türk Fimleri Sözlüğü, 3 cilt )</p>
<p><em>(Yeni İnsan Yeni Sinema dergisinin 8. sayısında yayınlanmıştır.)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>https://yenifilm.net/2001/12/portre-hayati-hamzaoglu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
